Bir romantik aşk hikayesi -1

Onlar cocuktu.. Beraber oyun oynarlardı; belki de oynadıkları bir evcilik oyununda anne ve baba olmuşlardı.. Karadeniz’in sakin bir kentinde küçük çocuklardı..

Okul vs derken kopup gittiler.. Sonra büyüdüler , mesleklerini ellerine aldılar evlilik çağları geldi ama birbirlerinden bihaber..

Ortak tanıdıkları o teyze – iyi ki var teyze- dedi ki bir gün onlara sizi tanıştırayım.. Bir görüşüyorlar ki eski çocukluk arkadaşları.. Kafalar o biçim sarmış..

Sevgili oluyorlar.. İşler ciddiye biniyor bir taraftan yavaştan da evlilik düşünceleri devreye giriyor.. Çocukluktan gelme iki insan, iki kalp bir aşk..

Zaman yine akıyor.. Nilay bir yıllık izninde gidiyor memleketine, sevdiceğiyle görüşüyor.. Sevdiceği diyor ki annem seninle tanışmak istiyor.. Nilay sevinçli, Nilay heyecanlı, Nilay panik.. Tamam diyor alıyor bir kutu ekler pasta gidiyor müstakbel kayınvalideye.. Eller öpülüyor falan derken sevdiceği demez mi annesine “ anne Nilay adını koyalım diyor” diye.. Anne sevinçli, anne heyecanlı, anne panik.. Nilay şaşkın ve utangaç.. ( çünkü demedi öyle; sesini de çıkaramıyor)

Kayınvalide işleri hızlandırıyor, Nilay çalıştığı şehre dönmeden istemeyi, nişanı halledelim diyor. En acilinden ve en romantiğinden nişanlanıyor bizim gençler.

Zaman geçiyor.. Koca bir yıl..

Sırada düğün.. O da ayrı bir trajedi.. Salon sahibi düğüne üç gün kala paraları alıp kaçmış.. Evrene kafa tuttuk evlenmek için diye anlatıyor Nilay..

Tüm bunlara rağmen evlendi bizim gençler.. Mutlu mesut o aşk gezegeninde yaşadılar.. İki kişilik dünyaları pembe renkteydi..

Vee bir gün Nilay hamile kaldı. Her ay geçtikçe babalar gezegeni de bir tık daha yaklaşıyordu dünyalarına.. Ve doğdu o dünya tatlısı Yağız..

Nilay da bir gün şunu anlattı:

“ Geçen gece çocuk ağladı , kocam gözünün birini açıp Nilay sustur şu çocuğu dedi. Ben de bir saniye karanlıkta düğmesini bulmakta zorlanıyorum diye cevapladım”

Ve o gün sevgili babamız babalar gezegenine taşındı..

 

O gezegendeki tüm babalara ,

  • Hepinize sevgiler 😊

Doğum Çantası

Ayyy o çok heyecanlı an yaklaştıkça yaklaşıyor… Doğum çantanız hazır mı? Ne zaman hazırlamalısınız? Kafada yine bir sürü soru ve türlü türlü araştırmalar. 🙂

Sıkmayın canınızı sakın… Panik yok!!

Babalar gezegenindeki yorumlara göre yine abartan bizler 😉

Bu kadar girizgah yeterli mi? Dün arkadaşım Hanife ile konusurken yazıları kısa tuttuğumu söyledi sanırım biraz da o yüzden uzatıyorum.. ( Hanifeeeeee – söylediklerini önemsiyoruuummm )

heheheh neyse ne diyorduk- haaa çanta 🙂

Şimdi sevgili heyecanlılar, karnı burnunda olanlar ya da erken araştırmacılar bu süreçte neler yaptım 🙂

Öncelikle doğum yapacağınız hastane belliyse orayla mutlaka iletişime geçip doğum için sizlere neler sunduğu ile ilgili mutlaka bilgi alın.

Size önerilerimi 3 başlık altında toplayacağım : anne – baba ve bebek

Bu kutsal anın kraliçesi anne ile başlayalım :

  • 2-3 tane gecelik ya da pijama
  • 2-3 emzirme sütyeni ve atleti (kış doğumu yapacaklar atletle oldukça rahat ederler)
  • 1 çift çorap
  • Terlik (sezeryan sonrası yürüyüşte ayaklarım şişti kendi terliklerim dar geldi Allahtan hastanede otel terliği vardı aklınızda olsun)
  • Lohusa kilodu ( kullan atlar satılıyor pahalı değil)
  • Göğüs ucu kremi ( çok önemli sakın unutmayın)
  • Islak mendil – peçete (çok terliyorsunuz – özellikle emzirirken)
  • Sabahlık ya da hırka
  • Deodorant & roll on
  • Makyaj malzemeleri
  • Diş fırçası, macunu
  • Tarak
  • Şarj aletleri

Geldik dünyanın en tatlı çocuğuna :

( hep aklıma o söz gelir dünyanın en tatlı çocuğu bir tanedir ona da bütün anneler sahiptir) :

  • 3 takım hastane çıkışı ( çok sayılı modellere gerek yok – şapka , zıbın, alt- üst, eldiven,çorap yeterli olur)
  • 3 tane battaniye ( ilk günler çok kusuyor ve kakaları da sıvı olduğu için hızlı kirletiyorlar)
  • yan yatış yastığı
  • 2 zıbın – 2 alt üst – 2 çorap
  • omuz bezi ( 2-3 tane yeterli)
  • emzik ( baştan çok sayıda alıp acele etmeyin her bebek hepsini kabul etmiyor biraz deneme yanılmaya gidecek – Uras silikon emziği kabul etmedi , kauçuk uçlulardan aldık daha yumuşak olduğu için anne memesine yakınmış hala onu kullanıyor)
  • biberon tercihinize kalmış ( bizim hastanemiz emzirme dostuydu biberon yerine küçük bardak kullanıyorlardı)
  • 4-5 ağız mendili ( çok kusuyorlar)
  • Ana kucağı (hastaneden çıkışta kullanmak üzere – detay degil önem)
  • Islak mendil ( ilk zamanlarda ıslak mendil yerine sulu pamuk kullanmayı tavsiye ediyor uzmanlar – doğum yaptıgım hastanede bunlar  ücretsiz olarak mevcuttu sulu pamuk- 2 numara bez)
  • Bebek bezi ( onu da stoklamayın önden bebekler hassas değişebiliyor ve ilk ay çok hızlı büyüyorlar tavsiyem 1 numara stoklamayın – ortalama bebekler 3 kilo doğuyor 2 numara iyi oluyor)
  • Pişik kremi

Buraya bir not: Doğumdan önce yanınızdakilere ve bebek hemşiresine doğduğunda bebeğin hangi takımını giyeceğini söyleyin ; özellikle ilk fotoğrafları için özel hazırlığınız varsa)

Geldik babaya ” yahu ne gereksiz ayrıntılara takılıyorsun ” deme sakın sevgili baba en az düğün kadar önemli:

  • 2 tane üst ( bebeğin kusması ya da aklınıza gelmeyecek olası bir kazaya önlem amaçlı)
  • Diş fırçası , deodorant gibi kişisel bakım eşyaları ( sizle hastanede kalacaksa)
  • Fotoğraf makinesi
  • Şarj aletleri

Şimdilik benden bu kadar aklıma gelen olursa düzenleme yapar instagramda da bildiririm 😊

O zaman siZe de kolay doğumlar – bir avazda inşallah – amin

 

 

 

Gebelikte son üç ay- üçüncü trimester

Ayyyyyyyyyy ! En keyif aldığım dönemdi…

Son perinatalog kontrolü yapıldı, şükürler olsun ki her şey yolundaydı. Artık kendimi adapte etmiştim iyice 🙂

Hehehe tabi bu dönemde kafamıza takacağımız bir sürü şey olduğu için elbette benim de vardı 🙂 Canım Özgürüm 35. haftada Mete’sine kavuştuğu için en endişeli konularımdan biri de erken doğum riskiydi. Bir sayko edasında 35. haftaya kadar her şeyi tamamlamam gerektiği fikri zihnimi kemiriyordu.  Atladığım en önemli şey ise her gebeliğin kendine özgü olduğuydu.  Tamam canım öyleydi de tedbiri elden de bırakmamak lazımdı sanki 😛

Ben zaten doğum iznime ayrılmıştım, keyifle- aciliyetim olmadan doğum hazırlıklarına başladım.  İlk bebek , moda, heves… Uras’ın hediyelerini hazırlamaya koyuldum. ( Şimdiki aklım olsa o kadar abartmazdım) ( Evet hemen hemen sabunlarından,kolonyasına,kokulu taşlarına,kapı süsüne kadar her şeyi el emeği göz nurudur ) ( Tüm bunların hazırlıkları için ayrı bir yazı yazmalıyım- teşekkür listem kalabalık :))

Bol bol araştırmalar, kitap okumalar vs doğum hazırlıkları, bebek bakımı vs hepsiyle ilgilendim. Daha önce de yazmıştım kilo ile ciddi sıkıntılar yaşamadığım için son aylarım öyle çok sancılı , ağır vs geçmedi.

Keyfini çıkardım çünkü gebelik çok özel bir durum. Keyfini çıkarın, o bebiş öyle ya da böyle elbette doğacak. Akışına bırakın…

Babalar gezegeninde bu süreç : Yeeaawww ne gerek var böyle şeylere !

Oyalanıyorum be adam ben mutluyum halimden 😀

İlk üç ay bebek – oyuncak seçimi

Çok çok çok bebekler daha.. Hatta yenidoğan 🙂

Ne gözleri net görüyor, ne düzenini oturtmuş oluyor…

Bu dönemde belki duyusal alanları harekete geçirmek gerekiyor.

Uras ile neler yaptık?

Değişik sesler çıkardık; en iyi işlev gösteren duyularından biri de işitme olduğu için değişik ses ve tonlarda sesler duymasını sağladık.

Görme duyusunu geliştirecek neler yaptık? Bu dönemde bebekler kontrast renkleri algılayabiliyorlarmış. Siyah ve beyaz zemin-fon ikilemesinden oluşan satın aldığımız kartları görebileceği yakınlıkta tuttuk.

Bol bol kokladık ve kucakladık. Şarkılar söyledik…

En güzelini yaptık dokunduk ve okşadık 🙂

Not: Fotoğrafta yeni yeni gülmeye başlamıştı, yaklaşık 2.5 aylıktı ve güldüğü oyuncak da orada asılı olan  koyu kahve bir maymundu 🙂

Babalar gezegeninde bu durumunun tepkimesi nasıl mı oldu? ” Çok abarttın Sado”

Ama bir sorun isyan etse de destekledi mi seni? hihihihi evet 🙂

Sünnet işini ne yaptınız?

Öncelikle dini inancımız gereği, sonrasında sağlık açısından sünnet olayını bebeklikte halletmeyi hamilelik sürecinde Uras’ın cinsiyetini öğrenmemizle planlamıştık.  Ama en doğru zaman ne zamandı bilemiyorduk. Hatırlamayacağı, stres yaşamayacağı bir dönemde olsun istiyorduk.

Daha öncesinde doğum yapmış iki farklı arkadaşım oğullarının sünnetlerini ilk haftada yaptırmıştı. Doğum yapmayı planladığımız hastanede çocuk cerrahisi olduğunu öğrendik. Hatta arkadaşlarımızdan biri de doğumunu orada yapmıştı ve sünnetini orada yaptırmıştı ve memnun kalmıştı. Biz de eğer sarılık vs herhangi bir sağlıkla ilgili engelleyici durum olmazsa sünnetini hastaneden taburcu olmadan yaptırmaya karar verdik.

Çok şükür doğum sonrasında herhangi bir sorun yaşamadık. Uras doğumunun ertesi günü sünnetini olmuştu.

Doktor ile konuşmamızda yeni doğan sünnetlerinin daha kolay olduğunu, bebeklerin çok hareketli olmamasından dolayı işlemin daha kısa sürdüğünden bahsetmişti. Aynı zamanda lokal anestezinin de yeterli olduğunu daha hareketli çocuklarda lokal anestezinin yeterli olmadığından bahsetmişti. Kendimizce doğru bir karar aldığımızı düşündük.

Eğer sorarsanız bebek ağrı acı çekti mi ? Bu dönemde bebeklerin en hissiz oldukları yerlerden biri genital bölgeleriymiş. Bu bağlamda acı çektiğini düşünmüyorum.

Bakımını nasıl yaptık? Öyle bardak falan koymadık. Normal bir şekilde devam etti, sadece doktorun önerdiği şekilde operasyonlu bölgeye antibiyotikli krem sürdük.

İyileşmesi ne kadar mı sürdü? Maksimum 10 gün sürmüştür. Hatta göbeği düşmeden pipisi iyileşti 🙂

Not: Cümlelerin çoğunu  birinci çoğul şahıs adıyla yazsam da aslında düşünen ve   Alper’in zihnine sokan bendim 😀

Babalar gezegeninde ne oldu derseniz :  “Başta of yine ayrıntılar ayrıntılar  ( daha çocuk doğmamış) ; sonrasında oh iyi oldu :)”

 

 

 

Jetlag mı o- gece gündüz ayrımı

Oh tabi anne karnındayken ne güzeldi, sıcacık hep aynı uğultulu ses , annenin kalp atışları vs vs…

Bebekler yaklaşık 2. aylarına kadar gece- gündüz ayrımını yapamazlarmış.  Anne karnında gündüzleri anne hareketli sallanıyor , uyuyor geceleri de anne dinlenirken onlar harekete geçiyor.  Biyolojik ritmleri de ona göre oluyor.

Doğuyor zaten bambaşka bir dünya. Saat kavramı değişik vs… Geldiği yerle burası arası zaman farkı 12 saat 🙂

Uras da sağolsun her bebek gibi gündüzleri uyuyup, geceleri ebeveynleri ayağa dikenlerden oldu 🙂 Saadet durur mu ? Hemen araştırmalara koyuldu .. Neler mi öğrendi? Neler mi yaptı?

İlk öğrendiğim şey şu oldu : Yeni doğan bebekler 24 saatin çoğunu uyuyarak geçirirmiş ve uyanıklıkları 40 dakika  kadar sürermiş. Bu kadar uyanıklık onları oldukça yorarmış. ( Uyanık tutma sürenizi buna göre ayarlayabilirsiniz)

  • Kaynaklar rutin oluşturma olayına girmeyi öneriyor, hep aynı saatte aynı şeyleri yapma gibi ama biz Uras’ın biyolojisine göre davrandık ilk  ay.
  • Banyo ve ardından gelen masaj bebekleri cok rahatlatıyor , aksamları uyumadan önce rutininize banyo ekleyebilirsiniz.
  • Gündüz uykularında ortamı maksimum düzeyde aydınlık ve gürültülü tuttuk. Gece ise karanlık ve sessiz.
  • Beyaz gürültüden faydalandık. ( Uras hala motorlu diş fırçasıyla uyuyor)
  • Gece uyandığında mümkün mertebe konuşmadık, eğleneceği bir ortam yaratmamaya özen gösterdik.
  • Gündüz beslenmelerini fazla tutup mümkün  mertebe gündüz beslenilir gece uyunur mesajı vermeye çalıştık. ( Tabi bunu daha ilerleyen zamanlarda anlıyor ama olsun yine de yapın)
  • Her emmeden sonra mutlaka gaz çıkarma işlemini gerçekleştirdik ki gaz problemi yüzünden uykusundan olmasın.

Bebekler sistematik yaşamayı severlermiş. Yapılan bir eylemin ardından hangi eylemin geleceğini bilmek onlarda güven uyandırırmış.  Anlamaz demeyin rutin oluşturun ve gerçekleştirin.

Heheheh babalar gezegeni tabi : Yahu er ya da geç öğrenecek hep böyle kalmayacak ya !

 

Evimizdeki ilk günümüz – acaba bebeğim için yeterli miyim

Öncelikle şunu belirtmeliyim ki hastaneden ayrılırken epey üzülmüştüm… İçinizde yaşıyorken daha farklı doğduğunda daha farklı oluyor.  Dilinden anlamıyorsunuz , ihtiyacının ne olduğunu tam olarak kestiremiyorsunuz. Hastanede bebek hemşireleri gerek anne eğitimi, gerek bebeğin bakımıyla ile ilgili oldukça destek olmuşlardı. (İtiraf etmeliyim ki o hastanede doğum yapmayı özel kılan da tamamen hemşirelerin şekerliğiydi) Onlara çok güveniyordum. Ve evde bebeğime iyi bir anne olabilecek miydim?

Arkadaşım Burcu’ya burdan selam olsun 🙂 Dedi ki bana Saadet hiç düşünme doğumla beraber sana sanki bir çip takıyorlar ve annelik donanımı üzerine yükleniyor. Bir anda sen anlamadan… ve Burcu yine haklı çıkıyor 🙂

Hastanede vedalaştıktan sonra yavaş bir araba yolculuğunun üzerine evimize geldik… Çok heyecanlı bir süreçti; hep hayalini kurduğumuz üç kişi dönme gerçekliğine kavuşmuştu.  Kalabalık ve şenlikliydik. Çoktuk ve güzeldik 🙂

Uras’a evine hoşgeldin dedikten sonra hemen yatağına yatırdık… Ben de ameliyatlıydım; yanımda 2 anne bir abla pervanelerim vardı.  Hemen pijamalarımı giyip yatağıma yattım. İkimiz beraber dinlendik…

Uykusuz geceler başlamıştı bulduğum her fırsatı çok güzel değerlendirmeliydim. Ben de öyle yaptım 🙂

Babalar gezegeni mi? Haaa o kendine gece yatacak yer arayışına geçti 🙂

 

İkinci üç ay (ilk hareketler)

Gebeliğin en keyifli dönemi diyorlar 🙂

Bulantılar bitiyor, son dönemlerdeki ağırlık üzerinde olmuyor en rahat en güzel dönemi… Hele bir de bıdığın hareketlerini hisettin mi? Oh değme keyfine…

Bu dönemde en merak ettiğim şeylerden biri de ilk hareketlerini ne zaman hissedeceğimdi… Nasıl bir histi? Acaba hissetmiştim de farkında mı değildim? Bir de dediler ki ilk hareketini hissettiğinde kime bakarsan bebek ona benzermiş 🙂

O dönemde sağolsun yanımda kayınvalidem vardı ; bulantılı süreçlerimde bana ciddi anlamda destek olmuştu. ( Kayınvalideyle başlangıç yaptım bilin bakalım neden? Acaba bebek kime benzedi? nı nı nı nııımmmmmm)

Sanırım 17. haftamdaydım , işten biraz yorgun dönmüştüm. Salondaki koltuğa sırt üstü uzanmıştım. Bir koltukta kayınpederim oturuyordu, diğer koltukta kayınvalidem… İçimde minik bir baloncuk patlıyordu sanki ya da ufacık bir tüy beni gıdıklıyordu. Aman Allahımmmmm ilk hareket…  Renkli gözlüyüm bebeğim de renkli gözlü olur muydu? ( Tabiki bunlar işin şımarıklık yönü önce sağlıklı olması ; tek duam da bu olmuştu zaten) Hemen gözlerimi kapattım ” anne çabuk beni aynaya götür; ilk hareket” dedim .. Canım Hayriye annem kolumdan tuttu,beni gözlerimi kapamış bir halde aynaya götürdü… İlk kendimi gördüm — 000yeeeee

Ve sonuç.

Heheheh Uras şu an 20 aylık , özellikle ilk aylarında bana çok benzetiyorlardı ; sanırım yavaş yavaş babasına dönüyor 🙂 Hatta Uras ortaya karışık bir çocuk gören herkes kendinden bir şey bulabiliyor :)Hiç önemli değil önemli olan zihin,beden ve ruhsal yönden sağlıklı olması… Çok şükür

NOT: Sevgili Hayriye annem ve Salih babam burdan size bir kez daha sesleniyorum o gün sadece gözleri bana benzesin diye gözlerimi kapayıp aynaya koşmuştum.. Sizleri çok beğeniyor ve seviyorum – kalp-

Saadet kimdir?

 

Saadet sıradan bir insandır. Kova burcu , öğretmen bir şahsiyettir. 07/2010 yılından beri Alper’in eşi 05/2015’ten beri de Uras’ın annesidir. Öyle süper anne falan değildir; 7/24 annelik yapamıyordur çünkü belli bir mesaisi vardır. Uras ağlayıp bacaklarına yapıştığında , Alper de kenarda onları izliyorsa sinirlenebiliyordur mesela 🙂 Anne olmayı tüm zorluklarına rağmen seviyordur; öğretmen olmayı da..

Yaptığı her şeyi elinden gelenin en iyisi şeklinde yapmayı seviyordur…

Alper Uras ile oyun oynarken onları izlemeyi çok seviyordur; hatta o an eşine aşkla daha çok bağlanıyordur…

————–

Uras’ın uykusu geldi ve babasının omzunda odasına gittiler… İçeriden ” annesi çabuuuukkkkk” diye bir ses….

Çok tanıdık değil mi? Saadet kim midir? Aslında Saadet sensin… ve Saadet içeri koşar 🙂

Gebelikte ilk 3 ay – İlk trimester

 

İlk üç ay dediğimiz süre hemen hemen 2 ayda tamamlanıyor 🙂 Uzmanlar döllenme evresini de bu dönemin içinde tutuyor.
Öncelikle su belirtilmelidir ki her gebelik kendine özeldir. Benim gebeliğim biraz bulantılı geçti. Bu süreçte en büyük destekçim tuzlu çubuk krakerlerim ve galetalarım oldu. Uzmanların ve tecrübelerin önerisi mideyi uzun süre bos bırakmamakta, ara ara tuzlu cubuk, galeta, kuru ekmek vs yemekten yana. Bulantılar basta sabah ve yatma saatlerinde oluyordu ; sonrasında ise sadece sabahlara bırakmıstı yerini. Ben her bulantıda fiziksel olarak yıpransam da psikolojik olarak mutlu oluyordum; çünkü bebeğimin ben iyiyim diyebilecek başka bir gücü yoktu. 🙂 (not: züğürt tesellisi)
Tekrarlıyorum: her gebelik kendine özel… Bazı arkadaslarım 0 bulantıyla harika gebelikler yaşadı; bazıları bu bulantılı süreci 6 ay yasadı..
Ben ise :
14. Haftaya kadar bulantı cektim; sonrasında ise gebeliğin en güzel kısımları başladı 🙂

İlk 3 ayda babalar gezegeninde ne oldu:

Normal hayat devam etti. Evdeki eş ara ara kusuyordu ; sevgili baba onun arkasını topluyordu.. Eger biraz becerikliyse yemek vs yapıyordu.  Ama hayat öyle ilk üç ay ; son beş aya ayrılmıyordu. Ve burası babalar gezegeniydi ; olaylar anne gibi bulantılı ilerlemiyordu;)