GOT’a farklı bir bakış

Bireyselliğin bu kadar gün yüzüne çıktığı şu dönemlerde toplum olma bilincinin ya da toplum içindeki farklılıklara rağmen beraber yer almanın bilincinin yitirildiği düşüncesi bende korku uyandırıyor.

İnsanlar bazen birbirini tanımak için çeşitli ipuçları arıyor… Kendine yakın olanı bulmak,kafa dengini bulmak için çaba sarf ediyor. İşte bunu kimi zaman, tercih ettiği bir kıyafette, saçının renginde, dinlediği müzikte, okuduğu kitapta ya da izlediği bir dizide karşı tarafa sunuyor..

Game Of Thrones.. Bu diziyi seneler önce eşimin bir arkadaşı sayesinde ( o zamanlar cnbc e ‘de vardı) izlemeye başladık. Ağırdı dikkati toplayarak izlemek gerekiyordu. ( hala öyle)  İzledikten sonra da üzerinde konuşuyorduk; güzel oluyordu.. Diziyle sosyalleşilir mi? hı hı evet..

Tabiki de burda size dizide şu oldu, şu sahnesi şöyle güzeldi, bu sahnedeki diyalog şöyle harikaydı diye spoilercı tavır kasmayacağım..

Kaçıncı sezon oldu, üzerinden yıllar geçti dizinin izleyicisi de arttı. Ve konusacağımız şeyler de diziyle beraber arttı.  İstemsiz olarak diziyi izleyen insanlara sempati geliştirmeye başladım. Aynı zevke sahibiz demek ki paylaşabileceğimiz farklı şeyler de olabilir düşüncelerine girmeye başladım 🙂

Aslında başladığım bir dizinin bende böyle bir bakış açısı geliştireceğini tahmin etmezdim.  Demek ki dizilere olumsuz bakmamak gerekiyor 🙂 Dizilerin bizi toplumsal anlamda da yakınlaştırıcı etkileri oluyor.

Burdan tüm Game Of Thrones severlere de selam olsun :)) İzlemeyen varsa da tavsiyem : fantastik konulara ilginiz varsa diziyi en başından beri izlemeniz yönünde olacaktır.  Oldukça şanslısınız önünüzde koca 7 sezon var 🙂

Bir de  dipnot: Hazır oğlan uyuyorken bir şeyler karalayayım dedim sağolsun sevgili şöför arkadaşlar gereksiz kornaya abandığı için çocuk iki kere uyandı ve ben de bölündüm. ( yazar burada anlatım bozukluğu yapmıştır)

Sosyal mesajımızı da verelim : Kornayı gereksiz yere çalmayın ! ( yazar burada anlatım bozukluğunu toparlamaya çalışmıştır)

Alın size dizinin bir faydası daha : korna üzerine sosyal mesaj 🙂

sevgiler – kalp hem de en mavisinden

NOT: Görsel google’dan alınmıştır.

Gazlı günler.. Hepsi geride kaldı :)

Oyyyyy ! O ne büyük sıkıntıydı , ağlama krizleri… Ayaklarını karnına doğru çekip kıvranışlar.. Konuşamaması cabası..

Halbuki kolik bebeklerle ilgili iyi kitap okumuştum doğumdan önce..

Bakmayın böyle söylediğime, yine öyle çok şükür kolik krizleri yaşamadık.  Tipik gaz sancıları..

Bebeklerin doğumundan sonra ikinci haftalarında başlayan gaz sancıları.. Şu her bebekte olandan.. Ebeveynleri terleten cinsten 🙂

Urasla öyle ciddi sıkıntılar yaşamadık, kullandığım nesnelerin faydası olduğunu düşünüyorum çünkü Uras 2 yaşında ve oldukça gazlı bir çocuk 😀 ( hatta bir kere biz uyutmaya çalışırken yetişkin edasında öyle bir gaz çıkardı ki ; eşimle birbirimize şüpheli bakışlar atarken , ben yapmadım jest mimikleri kullanıp Uras’a bakıp gülünce , sıpa bizi güldürmek için ıkınıp ıkınıp tekrar pırtladı )

Kullandığım nesnelere bir başlayamadım değil mi? Halbuki özellikle de tecrübe anlamında araştırma yapan sizler için oldukça geciktim..

Tamam tamam başlıyorum 🙂

Öncelikle doktorumuzun önerisi doğrultusunda ( marka ve dozaj önerisi) bir gaz damlası kullandık. Bu damla özellikle mide gaz probleminde etkili oldu. Çocuk bir geğiriyordu rahatlamayı ailecek yaşıyorduk 🙂 Gaz damlalarıyla ilgili de gerek arkadaşlarımdan, gerek internet araştırmalarından  çok şey duydum. (marka anlamında) Biz birde bir doğru markayı tutturmuştuk ama her marka her çocukta işe yaramıyor.. Deneme yapabilirsiniz 🙂

Gaz sürecinde kullandığım ikinci nesne de aktardan aldığım acı elma yağı oldu. 3 damla acı elma yağını 10 damla kadar bebek yağıyla seyreltip göbek deliğine değdirmeden karın bölgesine ve ayak tabanlarına sürmüştüm.

Veee sıra kiraz çekirdeği yastığında.. Doğmadan önce bilinen bebek markalarından birinden yan yatış yastığı, reflü yastığı ve kiraz çekirdeği yastığının birleştirilmiş haliyle bir set almıştık. Hepsi işe yaradı.. Kiraz çekirdeği yastığını da mikrodalgada hafifçe ısıtıp ( normal fırın da olur , mikrodalga daha hızlı olduğu ve evde bulunduğu için kullandım) Uras’ın ayaklarının altına koyduk.. Zaman zaman da ılık yastığı dizimize koyup çocuğu karnı yastığa gelecek şekilde yüz üstü yatırdık…

Normal zamanda da , gözetiminiz doğrultusunda yüzüstü yatırmak çok rahatlatıyor onları ve oldukça da yoruyor 🙂 ( ne kadar kuzular , yüzüstü yatarken yorulur mu insan )

Bir de her beslenme sonrası mutlaka sırtına vurma yöntemiyle gazını çıkarıp yatırdık..

Şu ana kadar yazdıklarım doğrudan çocuğa uygulanan dış etmenlerdi.. Kendimde nelere dikkat ettim peki?

Emzirdiğim için özellikle çocuğun sindirim sistemi kısmen oturana kadar yediğim içtiğim her şeye dikkat ettim.. Gazlı içeceklerden  ve yiyeceklerden uzak durdum ve yediğim her şeye kimyon kattım. Özellikle gazlı saatleri oluyor bebeklerin, o saatlerden önceki zamanda emzirmeden önce rezene, anason çayı içtim bol bol 🙂 Gazlı yiyecek ne demeyin hepsi malumunuz 🙂

Babalar gezegeninin mutfağında ve midesinde herhangi bir kısıtlama yoktu..  Hayat çok normal devam ediyordu.. Sadece evdeki kimyon kokusu.. evet evet o kimyon kokusu belki hafif rahatsız etmişti .. ama olsundu neticede çocuğuydu cefakar baba o kimyon kokusuna da katlanıyordu 😀

BEBEĞİ GAZ PROBLEMİ YAŞAYAN EBEVEYNE DİPNOT : Uras’ın 2 yaş gaz hikayesini parantez içine aldım.. Özellikle de aldım.. Sevgili ebeveyn bil istedim, sindirim sistemi geliştiğinde rahatça bilerek ve isteyerek yapacak ve bugünler çooooooookk geride kalacak 🙂

Öğretmen Olmak

Öğretmen olmak

Öyle sanıldığı gibi yan gelip yatma yeri değil.. Duygu işi , bu iş… Geçenlerde internette bir yazı görmüştüm : ” her meslek grubundan bireyler işe giderken , işe gidiyorum diye ayrılırlar ama hiçbir öğretmen işe gidiyorum diye ayrılmaz ; okula gidiyorum der” diye.. Sanırım duygu işinin özetini yapıyor olsa gerek bu cümle..

Bu aralar fazla duygusalım mesleğimle ilgili.. Duygularımı kolay ifade ederim de bu son hafta çok tutuk kaldım.. Aslında onlara söylemek istediğim bir hayli cümlelerim vardı.. Hepsi içimde kaldı. Bari yazayım dedim..

Öncelikle şunu belirtmeliyim ki 2009 yılından beri aktif olarak öğretmenlik yapıyorum ve çalıştığım her kurumda harika arkadaşlar edindim. İşini gönlüyle , güzel kalpleriyle yapan ve her birinden insanlık adına, sevgi adına, dayanışma adına , dürüstlük, idealistlik adına çok şey öğrendiğim nice arkadaşlarım oldu.. Tek tek isim yazmak isterdim ama listem oldukça kalabalık olur 🙂 Güzel kalpler size sevgiler buradan 🙂 (mavi kalp)

Sadece arkadaşlardan mı öğreniyoruz? Tabi ki de hayır!

Ve öğrencilerim..

Bugüne kadar veda ettiğim ve veda edeceğim nice canlar..

Bilmenizi isterim ki onlardan da çok şey öğrendim, öğreniyorum ve öğreneceğim..

Ama sizlerin de kendi örneklemim üzerinden üstümüzde bıraktığınız izlerden bahsetmek isterim..

Bir çocuğun siliktim ben sizle tanışana kadar; bir tenefüsünüzü bıkmadan sorularıma ayırdınız ve varlığımı hissettim ve o gün soru sormaktan, konuşmaktan utanmamam gerektiğini öğrendim sizden sonra demesiyle gücümüzü hissettim. Hayata bir kişi kazandırmış olduğunuzu bilmek nasıl bir duygudur? Tahmin edebilir misiniz? Ben söyleyeyim : Spiderman’dan daha güçlüyüm…

Bazen sevildiğinizi duymak istersiniz ama duymasanız da size hediye edilen kırmızı tükenmez kalemin içinde daha fazla kelime vardır bilin isterim..

Her sabah uykunuzu açmaya çalışırken sizi görünce gülümsen ve günaydın dileklerini ileten o can  size hangi enerjiyi hissettirir söyleyeyim mi? Güneşten daha çok aydınlatırsınız günü…

Peki heyecanla sizi okula davet edip ; anneler günü ertesi her birini temsil eden kendi el emekleri boyamalarını size sunmalarına ne demeli? Onu da söyleyeyim: Sizden büyük bir anne yoktur bu dünyada…

Hocam ; size bir şey söyleyeyim mi ? Bu okulda en çok sizi, A hocasını ve B hocasını seviyorum; ayrımcılık yapmıyor hiç denmesi nasıl hissettiriyor biliyor musunuz? Adaletin ta kendisini…

Peki o kocaman bedenin içinde minik bir kelebeğin var olduğunu bilmek? Dünyanın en gizli bilgisine sahip olmayı hissettiriyor..

Tek çocuk olduğunu bildiğiniz öğrenciniz biliyor musunuz benim bir kardeşim var adı Uras demesi… Ailenizi daha da kalabalıklaştırır…

Bir gün dışarıda arkadaşlarınızla otururken hoş bir gencin yanınıza gelmesi ve siz Saadet Hoca’mısınız? demesi.. Benzettim ama sesinizi duyunca daha emin oldum demesi.. Ya ilk mezun verdiğiniz bir öğrencinizin sizle meslektaş olması? Bu da daha çok öğretmen yapıyor sizi..

Evet sevgili okur.. Aslında yazacak çok şeyim var.. Çok duygum var da yine tutulup kaldım…

Bu sene çok sevgili sınıfıma veda ediyorum. Mezun veriyoruz..  Her birinde biz öğretmenlerden kalma iz var… Eğer bir gün onlarla karşılaşırsanız bilin ki dünyanın en tatlı insanlarıyla karşılaşacaksınız..  İçlerindeki sevgide küçücük de olsa bizden iz var 🙂 Bilin istedim..

Özet olarak, öğretmen olmak o kadar da dilsel bir iş değil…

Öğretmenlik gönül işi…

Bu işi gönülden yapan tüm arkadaşlarıma..

Hepinize benden selam olsun..

Ve siz sevgili canlarım, size açılan her kapı birbirinden güzel olsun..

Sevgimle hepinize

 

 

Doğum Çantası

Ayyy o çok heyecanlı an yaklaştıkça yaklaşıyor… Doğum çantanız hazır mı? Ne zaman hazırlamalısınız? Kafada yine bir sürü soru ve türlü türlü araştırmalar. 🙂

Sıkmayın canınızı sakın… Panik yok!!

Babalar gezegenindeki yorumlara göre yine abartan bizler 😉

Bu kadar girizgah yeterli mi? Dün arkadaşım Hanife ile konusurken yazıları kısa tuttuğumu söyledi sanırım biraz da o yüzden uzatıyorum.. ( Hanifeeeeee – söylediklerini önemsiyoruuummm )

heheheh neyse ne diyorduk- haaa çanta 🙂

Şimdi sevgili heyecanlılar, karnı burnunda olanlar ya da erken araştırmacılar bu süreçte neler yaptım 🙂

Öncelikle doğum yapacağınız hastane belliyse orayla mutlaka iletişime geçip doğum için sizlere neler sunduğu ile ilgili mutlaka bilgi alın.

Size önerilerimi 3 başlık altında toplayacağım : anne – baba ve bebek

Bu kutsal anın kraliçesi anne ile başlayalım :

  • 2-3 tane gecelik ya da pijama
  • 2-3 emzirme sütyeni ve atleti (kış doğumu yapacaklar atletle oldukça rahat ederler)
  • 1 çift çorap
  • Terlik (sezeryan sonrası yürüyüşte ayaklarım şişti kendi terliklerim dar geldi Allahtan hastanede otel terliği vardı aklınızda olsun)
  • Lohusa kilodu ( kullan atlar satılıyor pahalı değil)
  • Göğüs ucu kremi ( çok önemli sakın unutmayın)
  • Islak mendil – peçete (çok terliyorsunuz – özellikle emzirirken)
  • Sabahlık ya da hırka
  • Deodorant & roll on
  • Makyaj malzemeleri
  • Diş fırçası, macunu
  • Tarak
  • Şarj aletleri

Geldik dünyanın en tatlı çocuğuna :

( hep aklıma o söz gelir dünyanın en tatlı çocuğu bir tanedir ona da bütün anneler sahiptir) :

  • 3 takım hastane çıkışı ( çok sayılı modellere gerek yok – şapka , zıbın, alt- üst, eldiven,çorap yeterli olur)
  • 3 tane battaniye ( ilk günler çok kusuyor ve kakaları da sıvı olduğu için hızlı kirletiyorlar)
  • yan yatış yastığı
  • 2 zıbın – 2 alt üst – 2 çorap
  • omuz bezi ( 2-3 tane yeterli)
  • emzik ( baştan çok sayıda alıp acele etmeyin her bebek hepsini kabul etmiyor biraz deneme yanılmaya gidecek – Uras silikon emziği kabul etmedi , kauçuk uçlulardan aldık daha yumuşak olduğu için anne memesine yakınmış hala onu kullanıyor)
  • biberon tercihinize kalmış ( bizim hastanemiz emzirme dostuydu biberon yerine küçük bardak kullanıyorlardı)
  • 4-5 ağız mendili ( çok kusuyorlar)
  • Ana kucağı (hastaneden çıkışta kullanmak üzere – detay degil önem)
  • Islak mendil ( ilk zamanlarda ıslak mendil yerine sulu pamuk kullanmayı tavsiye ediyor uzmanlar – doğum yaptıgım hastanede bunlar  ücretsiz olarak mevcuttu sulu pamuk- 2 numara bez)
  • Bebek bezi ( onu da stoklamayın önden bebekler hassas değişebiliyor ve ilk ay çok hızlı büyüyorlar tavsiyem 1 numara stoklamayın – ortalama bebekler 3 kilo doğuyor 2 numara iyi oluyor)
  • Pişik kremi

Buraya bir not: Doğumdan önce yanınızdakilere ve bebek hemşiresine doğduğunda bebeğin hangi takımını giyeceğini söyleyin ; özellikle ilk fotoğrafları için özel hazırlığınız varsa)

Geldik babaya ” yahu ne gereksiz ayrıntılara takılıyorsun ” deme sakın sevgili baba en az düğün kadar önemli:

  • 2 tane üst ( bebeğin kusması ya da aklınıza gelmeyecek olası bir kazaya önlem amaçlı)
  • Diş fırçası , deodorant gibi kişisel bakım eşyaları ( sizle hastanede kalacaksa)
  • Fotoğraf makinesi
  • Şarj aletleri

Şimdilik benden bu kadar aklıma gelen olursa düzenleme yapar instagramda da bildiririm 😊

O zaman siZe de kolay doğumlar – bir avazda inşallah – amin

 

 

 

Sen ne dersen de tencere tava : oyuncak seçimi-2

İkinci üç ay neler aldık oyuncak olarak onlardan bahsedeyim biraz da size.

Bu dönemde de çok aktif oyuncakla oynamıyorlar.. Yumuşak oyuncaklar, rahatlıkla tutabileceği büyüklükte ve kolaylıktaki oyuncaklar seçimimiz oldu. Bir taraftan sürekli araştırmalar…

Kavram kartlarımız sürekli elimizin altındaydı, hayvanlar çıkardıkları sesler vs. (Dikkati çok uzun süre toparlayamasalar da oynadık)

Bir de bebekler ilk başta dokundukları her şeyi kendi vücutlarının bir parçası olarak algılarlarmış zamanla bu algıyı terk ederlermiş. Ayakları ve ellerini yine bu dönemde yavaş yavaş keşfetmeye başladıklarını okuyunca hemen yeni oyuncak arayışlarına geçtik. Ferdacığım yetişti derdimize 🙂

Uras’a fotoğrafta gördüğünüz oyuncakları hediye etti. Uras ellerini ve ayaklarını hareket ettirdikçe sesler çıkıyor; onu da işitsel anlamda uyarıyordu. Aynı zamanda zamanla sesin hangi koşullarda oluştuğuna dair de bağ kuruyordu.

Oyun halısı da en büyük ve uzun süreli oyuncaklarımız arasındaydı. Bu dönemde emekleme çabaları başladığı için üstüne Uras’ı yüz üstü koyuyorduk dikkatini çekecek herhangi bir nesneyi biraz uzağına koyup ona ulaşmasına çabalamasını bekliyorduk.

(Siyah ve kırmızı renkler oldukça dikkatini çekiyordu)

Bu dönemin sonlarına doğru ek gıda serüveniyle beraber yine en sevdiğimiz oyuncaklarımızdan biri de mama sandalyesi oyuncağı oldu. Vurdukça dönüyor; döndükçe müzik çalıyordu.

Tabi ki ben yine oyuncaklar, etkinlikler vs vs kafayı bozmuştum. Bir gün doktor kontrolünde doktoruna oyuncak önerisini sormuştum …

Hehehehehe doktor ne dedi merak ettiniz değil mi? Neticede doktor daha büyük bilir kişi mi olur? Haklısınız… Hadi gelin o zaman söyleyeyim:

” Biz istediğimiz kadar oyuncak sıralayalım , çocuklar için en büyük oyuncak tencere tava, tencere tava…”

Babalar gezegeninden gelen yorumu da merak edersiniz şimdi. Onu da söyleyeyim:

”Yahu gerçekleri varken bu kartlarla niye uğraştırıyorsun çocuğu ”

 

Çocuk sahibi olmadan yapmanız gereken 10 şey

Bu yazım da bekarlara, evli olup çocuk planlayanlara, hamilelere ve evleneceklere gelsin.

Herkesin belli konularda, tecrübe sahiplerinin fikrine ihtiyacı oluyor.. İşte bu yazı tecrübe sahibi kadın ve erkeklere sorularak oluşturuldu. Ve bu yazıyı diğerlerinden farklı kılan bir şey daha var ki o da şu : bu yazıdaki erkek fikirleri babalar gezegenindeki başka babalara ait.. ( Hadi Alperciğim yırttın bugün sana sataşmıyorum) 🙂

Ve maddeleri sıralamadan önce bir not: İlk 8 madde kadınlar tarafından dillendirilmişken son iki madde babalar gezegeninden gelmiş bulunmaktadır .

İşte çocuk sahibi olmadan önce yapmanız gereken 10 şey :

  1. uyumak
  2. yatağın istediğin köşesinde uyumak
  3. istediğin saatte uyumak
  4. kesintisiz uyumak
  5. istediğin saatte uyanmak
  6. tv karşısında uyumak
  7. kitap okurken uyumak
  8. şezlongda uyumak
  9. ben uyku problemi çekmiyorum
  10. uykusuzluk mu ? uykusuzluk  ne arar la bazardaa?

Tüm babalara … Sevgiler 🙂 Kalp

 

 

Gebelikte son üç ay- üçüncü trimester

Ayyyyyyyyyy ! En keyif aldığım dönemdi…

Son perinatalog kontrolü yapıldı, şükürler olsun ki her şey yolundaydı. Artık kendimi adapte etmiştim iyice 🙂

Hehehe tabi bu dönemde kafamıza takacağımız bir sürü şey olduğu için elbette benim de vardı 🙂 Canım Özgürüm 35. haftada Mete’sine kavuştuğu için en endişeli konularımdan biri de erken doğum riskiydi. Bir sayko edasında 35. haftaya kadar her şeyi tamamlamam gerektiği fikri zihnimi kemiriyordu.  Atladığım en önemli şey ise her gebeliğin kendine özgü olduğuydu.  Tamam canım öyleydi de tedbiri elden de bırakmamak lazımdı sanki 😛

Ben zaten doğum iznime ayrılmıştım, keyifle- aciliyetim olmadan doğum hazırlıklarına başladım.  İlk bebek , moda, heves… Uras’ın hediyelerini hazırlamaya koyuldum. ( Şimdiki aklım olsa o kadar abartmazdım) ( Evet hemen hemen sabunlarından,kolonyasına,kokulu taşlarına,kapı süsüne kadar her şeyi el emeği göz nurudur ) ( Tüm bunların hazırlıkları için ayrı bir yazı yazmalıyım- teşekkür listem kalabalık :))

Bol bol araştırmalar, kitap okumalar vs doğum hazırlıkları, bebek bakımı vs hepsiyle ilgilendim. Daha önce de yazmıştım kilo ile ciddi sıkıntılar yaşamadığım için son aylarım öyle çok sancılı , ağır vs geçmedi.

Keyfini çıkardım çünkü gebelik çok özel bir durum. Keyfini çıkarın, o bebiş öyle ya da böyle elbette doğacak. Akışına bırakın…

Babalar gezegeninde bu süreç : Yeeaawww ne gerek var böyle şeylere !

Oyalanıyorum be adam ben mutluyum halimden 😀

İlk üç ay bebek – oyuncak seçimi

Çok çok çok bebekler daha.. Hatta yenidoğan 🙂

Ne gözleri net görüyor, ne düzenini oturtmuş oluyor…

Bu dönemde belki duyusal alanları harekete geçirmek gerekiyor.

Uras ile neler yaptık?

Değişik sesler çıkardık; en iyi işlev gösteren duyularından biri de işitme olduğu için değişik ses ve tonlarda sesler duymasını sağladık.

Görme duyusunu geliştirecek neler yaptık? Bu dönemde bebekler kontrast renkleri algılayabiliyorlarmış. Siyah ve beyaz zemin-fon ikilemesinden oluşan satın aldığımız kartları görebileceği yakınlıkta tuttuk.

Bol bol kokladık ve kucakladık. Şarkılar söyledik…

En güzelini yaptık dokunduk ve okşadık 🙂

Not: Fotoğrafta yeni yeni gülmeye başlamıştı, yaklaşık 2.5 aylıktı ve güldüğü oyuncak da orada asılı olan  koyu kahve bir maymundu 🙂

Babalar gezegeninde bu durumunun tepkimesi nasıl mı oldu? ” Çok abarttın Sado”

Ama bir sorun isyan etse de destekledi mi seni? hihihihi evet 🙂

8 Mart – Kadınlarımıza

Kadınım…

Sizden farkım mı ne? Tabi ki sadece cinsiyet hormonlarım ve cinsel organlarım…

İyi ki kadınım…

Toplumun en temel yapı taşıyım, çekip çevirenim, en az siz kadar toplumda yer sahibiyim… Üretiyorum, düşünüyorum, sorguluyorum, varlığımı kanıtlamaya çalışıyorum.

İyi ki kadınım…

Ev hanımıyım, öğretmenim,mühendisim,şöförüm,psikoloğum, bilişimciyim,askerim,polisim,hostesim,pilotum,işletmeciyim,anneyim,teyzeyim,halayım,neneyim…

En az siz kadar ben de emekçiyim…

1857’de vefat eden kadın işçilerin anısına… Tüm kadınlarımıza…

İyi ki kadınım, iyi ki kadınız!

 

Gebelikte beslenme&kilo alımı

Konu konuyu açarmış. Sevdiğim iki arkadaşım hamile, bebek düşünenler vs . Sohbet bir anda şuna dikkat et, buna dikkat et’e dönüştü 🙂 Ben de babalar gezegenine yazayım en iyisi sen oradan oku dedim 😀

Bu yazı da senin için olsun duygusal balık 🙂

İlk 3 aya kadar yediğimiz şeylere tabi ki dikkat edeceğiz ama bebeğe çok da etkisi yokmuş 🙂

Protein bebeğin büyümesi,gelişimi için oldukça önemli olduğundan her sabah yumurta uzmanların önerilerinden.

Ben neler yaptım ve ne öğütler aldım onları maddeler halinde yazayım en iyisi 🙂

  • Her sabah yumurta yedim
  • Günde 1 ceviz yedim ve bir avuç (fındık,fıstık,badem karışımı)
  • Kuru üzüm ( özellikle çekirdekli) bir avuç
  • Bol bol pekmez içtim ( kan depolarım için) Hatta uzmanlar c vitamininin demir emilimini arttırdığını söylüyorlar ; sabah aç karnına bir çorba kaşığı pekmezi limon damlatarak içmeye özen gösterdim
  • Semiz otu ( döneminde denk gelirse) yogurtlu  bol bol tükettim
  • Her gün bir bardak süt
  • Her gün yoğurt yemeğe çalıştım
  • Son aylarımda canım oldukça tatlı çekmişti ( bir ayda 4 kilo alınca doktorumun korkusuyla burda kendimi frenledim mümkün mertebe )
  • Haftada iki porsiyon balık -> somon oldukça faydalıymış bilginize
  • Protein yönünden zengin olduğu için bol bakliyat
  • Demir açısından kırmızı et
  • Tuzu azalttım ( son aylarda özellikle ayaklar şişiyor)
  • Veee  bol bol su içtim

Bunlar hatırladıklarım 🙂 Aklıma ekstralar gelirse eklemeler yapar ya da ikinci bölüm yazarım 🙂

Eğer doğuma kaç kilo alarak girdiğimi merak ediyorsanız onu da söyleyeyim.  17 kilo…  50 kilo ile başladım ve 67 kilo ile gittim 🙂 Doktorumun korkusu olmasaydı o kilolar baya baya giderdi de.. Nuri Bey ‘e yine selam olsun 🙂

Babalar gezegeni mi? : Mutluydu; balık sevmeyen Saadet haftada iki porsiyon balık yemek zorundaydı nıhahahahaha