Işın Açar ile annelikten bir kesit röportajı

Merhabaaallaaaarrrrrr!! Hem de uzun bir aradan sonra merhaba 🙂 Kendini çok severek takip ettiğim Işın Açar ile anneliğe dair biraz uzaktan sohbet ettik.. Blogunu da severek takip ediyorum buyrun size linki de bırakıyorum ( www.isinacar.com ) Ben sordum o cevapladı , anlattı daha çok anlatsaydı  seve seve dinlerdim.. Bankacı anne o; bir de iki cocuklu ya merak ettiklerim vardı — Gelin başlayalım 🙂

 

Merhaba Işın Açar kimdir?

Merhaba ben Işın Açar 31 yaşında 16 aylık Yiğit ve 51 aylık Mert’in annesiyim, bankacıyım.Yani çalışan anneyim  , iş hayatımdan arta kalan zamanları çocuklarımla geçirmekten keyif alıyorum.Anne olmadan önce çok çocuk sevgim vardı diyemem, yani severdim de kimisi her çocuğu çok canım cicim modunda sever ya öyle değildim.Anne olduktan sonra çocuklara bakış açım değişti diyebilirim.Hepsi güzel insan olmaya aday küçük canlılar bence.Tamamen bu bilinçle her denk geldiğim çocuğa büyük insanmışçasına içten yaklaşmaya çalışıyorum artık.Ne verebilirsem, artı ne değer yaratabilirsem mutluluk sebebim olur.

 Anne olmaya nasıl karar verdiniz? (Hehehe iş mülakatı gibi oldu) soruyu değiştiriyorum anne olmaya hazır mıydınız hamile kaldığınızda? Süreci biraz anlatır mısınız?

Anne olmaya karar vermeden anne oldum aslında.Biraz anlatayım bu aşamayı.Eşimle evlenmeden önce iki yıllık sevgililik süremiz oldu.Evlenmek benim için zaten çok büyük bir karardı(beni tanıyanlar bunu iyi biliyor).Evlilik denince benim aklıma çocuk geliyor zaten öyle diim .Çok çocuk özlemim yoktu aslında ama olursa iyi bakarım hissiyatım vardı.Çağımızda etrafımda hamile kalmak isteyip tedavi görenler, bir süre denemeye devam edenler çok olunca eşimle karar verdik hemen denemeye.Hemen tutacağına ihtimal vermemiştik ama oldu.Biz biraz şok olduk tabi bu duruma.Ama hemen adapte de olduk.Genel olarak rahat, pozitif, biraz akışına bırakan bir insan olduğum için hamileliğim de rahat geçti.Başta 3 ay bulantılarım oldu(en zor dönemimdi) sonrası doğuma kadar büyük keyifle geçti.

Doğumlarınızın ikisini de normal (doğal) doğum şeklinde gerçekleştirdiniz? Doğal doğum isteyen annelere önerileriniz nelerdir? Özellikle şuna dikkat et dediğiniz bir şeyler var mı?

2 Hamileliğimde de mümkün oldukça kendimi mutlu eden şeyler yaptım, sevdiğim insanlarla görüştüm, gergin ortamlardan kaçındım, beslenmeme dikkat ettim, son 2 ay bol bol yürüyüş yaptım(asıl etkenin bu olduğuna inanıyorum, haftada 3 gün en az 1 saat yürüyüş yapsınlar).Doktorum evde temizlik yaparken yerleri paspas yapama bezle sil, bol bol eğil kalk demişti, biraz onu da dinledim.Kegel egzersizleri denen bir hazırlık var onu da yaptım(nette araştırıp okuyabilir hamileler).Çok şükür ilki 38+4 te ikinci de 40+6 da sancılar eşliğinde geldi aramıza.

Maşallah oğullarınız Yiğit ve Mert çok şekerler ve severek takip ediyoruz.. İki çocuklu hayat nasıl? Zorlukları, zevkli yanları vs biraz anlatır mısınız?

Çok teşekkür ederim iltifatlarınız için, bir bana çok güzel geliyorlar gibi hissediyorum aslındaJİki çocuklu hayat…hayat işte naparsın JŞaka  bir yana çok zor ve çok güzel.Emeksiz yemek olmuyor hep söylüyorum bu da aynen öyle, çocuklar “0” olarak dünyaya geliyor ve anne-baba elinde şekilleniyor, ne verirsek onu alıyoruz.Gerçekten ayna görevi görüyoruz!Tamamen bizi taklit ediyor, yaptıklarımıza bakıyorlar dediklerimize değil.Tek çocukla baş etmek, planlama yapmak daha kolay.Tek çocuk hiç çocuk 2 çocuk çok çocukmuş.2 çocuklu hayata dair yaşadıkça yazılarım artıyor(ayrıntılar kendi bloğumda gizli anlayacağınız).Zorluklarını yaşasak da beraber kahkaha attıkları anlara şahit oluyorum ya işte o an dünyalar benim oluyor.Beraber oyun oynamak, boğuşmak, aralarındaki küçük problemleri çözmelerine yardımcı olmak çok güzel.Şiddetle kardeş tavsiye ediyorum.

İkinci çocuk annelikte level atlatıyor mu? Yoksa ikinci cocukla yeniden mi anne olunuyor ?

2.Çocuk level atlatıyor.Birincide “yaşına kadar kesinlikle televizyona bakmayacak, tatlı ile ne kadar geç tanışsa o kadar iyi, mümkün oldukça her şeyine dikkat edeceğim”dedim ve yaptım da, mesela 18 aylıkken ilk defa çubuk krakerle tanıştı, tatlı hiç vermedim, hastalıkla geçen dönem yüzünden televizyon ve çizgifilmle tanıştırdım.Ama ikinci çocukta bunlar mümkün olamadı.Ağabey her şeyde örnek oldu.Çizgifilm izlerken Yiğit de arada televizyona baktı, daha yaşında değilken çubuk krakerle tanıştı(çikolatayla da).Elimizde ne görse tadına bakmak istediği için çok kaçarımız olmuyor.Anneye de bu konularla ilgili bir rahatlık geliyor.Amaaaan diyorsun bir süre sonra.Klasik hastalıklar ve ateşlenme ile ilgili de daha rahat oluyor mesela insan.Çocuk bu tabi ki hasta olacak diyorum kendi kendime.Mert ilk hasta olduğunda oturup ağlamıştım hüngürhüngür halbuki.Çok şey öğretiyor birinci çocuk, ikinci çocukta daha çok  zevk almaya bakıyorsun, o kendi kendine büyüyor desem doğru ifade etmiş olurum sanırım.

İkinci çocuk dedik ve aslında tek çocuklu ebeveynlerin kafasında büyük merak unsuru acaba ikinci çocuğu yapıp yapmama konusu.. İkinci cocuga nasıl karar verdiniz? Kardeş kıskançlığı sürecini nasıl yaşadınız ve varsa nasıl başa çıkıyorsunuz?

Kardeşlik duygusunu çok içten yaşamış biri olduğum için sanırım çocuğum olursa iki tane olsun diye düşünüyordum.Mert yaşını doldurduğunda planlamaya başladım hatta, aralarında max.3-4 yaş olsun, yaşları ne kadar yakın olursa o kadar oyun arkadaşı olurlar,ileride de dert ortağı olurlar diye düşündüm.Mert 22 aylıkken emziremeyi kestim 5 ay sonra yeniden hamile kaldım, Mert ay ay gelişim seviyelerine göre biraz geriden giden bir çocuktu, atılgan ve hızlı kavrayan bir çocuk değildi yani 30 aylıkken tam olarak konuşmaya başladı diyebilirim.Araları tam 36 ay ikisi de haziran doğumlu, Mert’in tam açıldığı, büyümeye başladığı döneme denk geldi kardeşinin doğumu, o yüzden 3 yaş ara gerçekten ideal geliyor bana.Olsa olsa en güzel böyle olabilirdi zaten diye düşünüyorum.Yiğit’e hamileliğimde Mert’e kardeş kavramını verebilecek kitaplar alıp okudum, karnım büyüdükçe anlattım(tabi anlayabileceği kelimelerle kısa ve basit şekilde).Doğumdan sonra da sıkıntı yaşamadım Mert’le ilgili.Ama burda benim rolüm çok büyüktü, Mert’i hiçbir kenara itmedim tam tersi beraber neler yapıyorsak aynen yapmaya devam ettim.Daha çok Mert’in üstüne titredim.Kesinlikle kıskançlık sorunu yaşamadık başlarda.Şimdiler de küçük büyüğün her şeyini öğrenmek istediği için, oyuncak, etkinlik vs. her şeye atladığı için aralarında ufak itişmeler oluyor ama bu da kıskançlık kaynaklı bir durum değil tamamen çocukça duygularla olan hareketler.Yani normal ve olağan şeyler artık yaşadıklarım, önümüzdeki dönemlerde kardeş kavgaları var göreceğim(her kardeş arası olan şeyler).Onun da çözümü için yerimi yapmaya başladım, bakıyorum bir eşyayı çekiştirmeye başlıyorlar Mert’e hemen “ sorun sizin sorununuz kendiniz çözebilirsiniz”diyorum.O da bana “ama biz çözemeyiz ki”diyor.Şu an bunu tam kavrayamıyor olabilir ama yakında öğrenecek eminim.Kıskançlık duygusuna dönecek olursam bizim evde Yiğit’te var hatta biraz.Ağabeyini biraz öpeyim seveyim hemen yanımıza geliyor, bir bacağıma birini diğerine de diğerini oturtuyorum artık o problemi de öyle çözüyorumJ

Bence yeni annelerin de en çok merak ettiği yaşam alanınız? Eviniz her zaman toplu mu? ( cevabı tahmin edebiliyorum ama olsun )

Yaşam alanında hayat varsa, hareket varsa toplu olma ihtimali yoktur!Net!Çocuklarımın mutluluğu, gelişimi benim için çok önemli, bunu desteklemek için elimden geleni yapmaya çalışıyorum.Çocuğun oyunla dolu bir çocukluk dönemi geçirmesi gerekiyor ki gelişimi tam olsun.Bu da demek değil ki salonum hep dağınık olsun.Mert’in 4 yıl içinde çok oyuncağı oldu tabi, alınanlar, hediye gelenler.Yaklaşık 30 aylıktı en son baktım oyuncak kutuları bana yetmiyor boy boy şeffaf saklama kutuları aldım.Legolar, küçük arabalar, büyük arabalar, süçük ıvır zıvır oyuncaklar, kuklalar, hamur kalıpları, trenler hepsini ayrı kutulara koydum ve önce ulaşamayacağı seviyede dolaba yerleştirdim.Bir kutuyu açıp oynamak istiyorsa ortada olan oyuncaklarını toplamasını istedim.Zamanla bu bilinç yerleşti sonrasında kutuların bir kısmını onun alabileceği seviyeye indirdim.Şimdi bir kutuyu alıp oynuyor, oyunu bitince topluyor ve başka bir kutuyu alıp oynuyor.Oyuncaklar tasnifli olunca ev çok dağılmıyor.Ama salonda yine de birkaç oyuncak olmasının bir zararı yok bence.Her odamda eşyalarının olduğu bir köşe var.Salonda konsol içi bir dolap Mert’in faaliyet malzemeleri, boya kitapları ve boyaları ile dolu.Kitaplığımda alabilecekleri seviyede yine kendi kitapları mevcut, mutfakta dolap üstünde magnetli oyunları var.Biraz rahat olmak lazım bu konuda, titiz ev hanımı modunda olursak çıldırırız herhalde.Çocukla temizlik bile tam yapılmıyor ki.

İyi ki anneyim çünkü…

İyi ki anneyim çünkü sayelerinde içimdeki cevheri keşfettim.Candan can nasıl yaratılırmış adım adım izledim, içimde gelişimlerine tanık oldum.Doğum nasıl bir olgudur, nasıl bir mucizedir onu yaşadım.Birini kendinden çok sevmek, gülümsemesi mutluluk sebebin olması nasıl bir duygu onu gördüm.Gece sık sık uyandırsa da sabah “anne” diye seslenişiyle gülümseyerek uyanma sebebim oldular.İyi ki yapmışım, iyi ki çocuklarım olmuşlar.

Okumaya karşı ilginizi ve aktivitelerinizi biliyorum.. Annelikle ilgili de yaptığınız kaynak taramalarının üstüne geliyor bu sorum : Süper anne yoktur biliyoruz o yüzden çocuğun gelişimini destekleyecek züper anne olmayla ilgili püf noktalarından bahseder misiniz?

Evet kitap okumayı çok seviyorum, çocuklarımın da kitaplarla dost olmasını istiyorum, gördüklerini yapacakları için onlara her gün kitap okumaya çalışıyorum.Gün içinde olmasa da gece yatmadan mutlaka 1 kitap okuyorum.Çocuklar günlük rutinlerinden çok şaşmak istemiyorlar ben de bu alışkanlığı kazandırabildim çok şükür Mert her gece bir kitap seçiyor okuyorum uyuyor, artık Yiğit de kitap elinde geliyor yanıma oturuyor yere bana da gel gel diyor ona da kendi yaş grubuna göre kitaplardan okuyorum.Süper anne tabi ki yoktur, süper anne olmaya çalışmak olabilir anca.Bu da kesinlikle çocuğun her dediğini yapmak, her istediğini almak demek değildir.Gelişimini desteklemek çok önemli, ilerde bağımsız bir birey olabilmesi için vermem gereken ne varsa vermeye hazırım.Mümkün oldukça parka, ormana götürmeye çalışıyorum çocukları.Hayat gerçekten sokakta, dışarı çıkınca caddede yürürken bile çok şey öğrenebiliyorlar.Okuduğum çocuk gelişim kitaplarında da genel olarak gördüğüm çocuklarla bol bol konuşmalı, anlatmalıyız, onları da sıkça dinlemeli, onlara duygularını ifade etmeyi öğretmeliyiz.Onlar ciddiye alınmak isteyen küçük insanlar, çocuk diye kandırmamalı, yalana teşvik etmemeliyiz.Hayatta her istediklerinin olamayacağını anlamaları için bazen sonucu zor olsa da istedikleri oyuncağı almamalıyız, belki bunun çözümü bir kumbara alıp para biriktirmesini teşvik edip, kumbara dolunca açıp o bozuk paralarla oyuncak alabileceğini anlatmakta saklı.Gibi gibi çok şey var aslında burada konuşulacak.

Son sorum da kişisel olsun.. Hayata karşı pozitif duruşunuzun kaynak noktaları nelerdir? Size güç veren öğeler neler ?

Bu bence biraz aile öğretisi ile alakalı.İlk örnek aldığım insanlar hep annem ve babam oldu.Çalışan anne çocuğuydum, her şeye yetmeye çalışan güçlü, dimdik bir annem var, hobileri, aktiviteleri de hep hayatında oldu aynı zamanda iki çocuğuna da annelik yaptı.Babamdan öğrendiğim en büyük değer de kendine yetebilirlik oldu sanırım, “kapıyı kır odun yap” diye bir deyimi vardı.İnsan her şeyi kendi yapmaya çalışınca, bunları başarınca daha mutlu oluyor, beklentisiz yaşamak mutluluk getiriyor hayatınıza.Aile içinde mutsuz, olumsuz, kötümser duygular barındırmadılar ve ben bu duygularla büyümedim.Dolayısıyla olumlu olmak, iyimser olmak zaten yaşam felsefemin temelini oluşturdu.O sayede hayatta her işim güzel sonuçlandı ve şanslı bir insan olduğumu düşünüyorum.Etrafımı da olumlu etkilemeye çalışıyorum.Kötü duygular insanı çürütür, 3 günlük hayatta kötü duyguları içinizde barındırıp kendinize yaşamı zehir etmeyin.Kendi kendime bir şeyler başardıkça zaten daha mutlu oluyorum asıl enerjim buradan geliyor bence.Çocuklarım da enerji kaynağım, onlarla gençleştim diyebilirim.İşe git-gel süremi kitap okuyarak geçiriyorum, iş sonrası yorgunluğumu sıfırlıyorum.Neyle mutlu oluyorsa insan onunla yaşamalı.

 

Her anne, anneliğe dair yeni bir öğreti.. Çok tesekkürler Işın Açar, güzellikleriniz hep çoğalsın 😇💙💙

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir