Gazlı günler.. Hepsi geride kaldı :)

Oyyyyy ! O ne büyük sıkıntıydı , ağlama krizleri… Ayaklarını karnına doğru çekip kıvranışlar.. Konuşamaması cabası..

Halbuki kolik bebeklerle ilgili iyi kitap okumuştum doğumdan önce..

Bakmayın böyle söylediğime, yine öyle çok şükür kolik krizleri yaşamadık.  Tipik gaz sancıları..

Bebeklerin doğumundan sonra ikinci haftalarında başlayan gaz sancıları.. Şu her bebekte olandan.. Ebeveynleri terleten cinsten 🙂

Urasla öyle ciddi sıkıntılar yaşamadık, kullandığım nesnelerin faydası olduğunu düşünüyorum çünkü Uras 2 yaşında ve oldukça gazlı bir çocuk 😀 ( hatta bir kere biz uyutmaya çalışırken yetişkin edasında öyle bir gaz çıkardı ki ; eşimle birbirimize şüpheli bakışlar atarken , ben yapmadım jest mimikleri kullanıp Uras’a bakıp gülünce , sıpa bizi güldürmek için ıkınıp ıkınıp tekrar pırtladı )

Kullandığım nesnelere bir başlayamadım değil mi? Halbuki özellikle de tecrübe anlamında araştırma yapan sizler için oldukça geciktim..

Tamam tamam başlıyorum 🙂

Öncelikle doktorumuzun önerisi doğrultusunda ( marka ve dozaj önerisi) bir gaz damlası kullandık. Bu damla özellikle mide gaz probleminde etkili oldu. Çocuk bir geğiriyordu rahatlamayı ailecek yaşıyorduk 🙂 Gaz damlalarıyla ilgili de gerek arkadaşlarımdan, gerek internet araştırmalarından  çok şey duydum. (marka anlamında) Biz birde bir doğru markayı tutturmuştuk ama her marka her çocukta işe yaramıyor.. Deneme yapabilirsiniz 🙂

Gaz sürecinde kullandığım ikinci nesne de aktardan aldığım acı elma yağı oldu. 3 damla acı elma yağını 10 damla kadar bebek yağıyla seyreltip göbek deliğine değdirmeden karın bölgesine ve ayak tabanlarına sürmüştüm.

Veee sıra kiraz çekirdeği yastığında.. Doğmadan önce bilinen bebek markalarından birinden yan yatış yastığı, reflü yastığı ve kiraz çekirdeği yastığının birleştirilmiş haliyle bir set almıştık. Hepsi işe yaradı.. Kiraz çekirdeği yastığını da mikrodalgada hafifçe ısıtıp ( normal fırın da olur , mikrodalga daha hızlı olduğu ve evde bulunduğu için kullandım) Uras’ın ayaklarının altına koyduk.. Zaman zaman da ılık yastığı dizimize koyup çocuğu karnı yastığa gelecek şekilde yüz üstü yatırdık…

Normal zamanda da , gözetiminiz doğrultusunda yüzüstü yatırmak çok rahatlatıyor onları ve oldukça da yoruyor 🙂 ( ne kadar kuzular , yüzüstü yatarken yorulur mu insan )

Bir de her beslenme sonrası mutlaka sırtına vurma yöntemiyle gazını çıkarıp yatırdık..

Şu ana kadar yazdıklarım doğrudan çocuğa uygulanan dış etmenlerdi.. Kendimde nelere dikkat ettim peki?

Emzirdiğim için özellikle çocuğun sindirim sistemi kısmen oturana kadar yediğim içtiğim her şeye dikkat ettim.. Gazlı içeceklerden  ve yiyeceklerden uzak durdum ve yediğim her şeye kimyon kattım. Özellikle gazlı saatleri oluyor bebeklerin, o saatlerden önceki zamanda emzirmeden önce rezene, anason çayı içtim bol bol 🙂 Gazlı yiyecek ne demeyin hepsi malumunuz 🙂

Babalar gezegeninin mutfağında ve midesinde herhangi bir kısıtlama yoktu..  Hayat çok normal devam ediyordu.. Sadece evdeki kimyon kokusu.. evet evet o kimyon kokusu belki hafif rahatsız etmişti .. ama olsundu neticede çocuğuydu cefakar baba o kimyon kokusuna da katlanıyordu 😀

BEBEĞİ GAZ PROBLEMİ YAŞAYAN EBEVEYNE DİPNOT : Uras’ın 2 yaş gaz hikayesini parantez içine aldım.. Özellikle de aldım.. Sevgili ebeveyn bil istedim, sindirim sistemi geliştiğinde rahatça bilerek ve isteyerek yapacak ve bugünler çooooooookk geride kalacak 🙂

İlk üç ay bebek – oyuncak seçimi

Çok çok çok bebekler daha.. Hatta yenidoğan 🙂

Ne gözleri net görüyor, ne düzenini oturtmuş oluyor…

Bu dönemde belki duyusal alanları harekete geçirmek gerekiyor.

Uras ile neler yaptık?

Değişik sesler çıkardık; en iyi işlev gösteren duyularından biri de işitme olduğu için değişik ses ve tonlarda sesler duymasını sağladık.

Görme duyusunu geliştirecek neler yaptık? Bu dönemde bebekler kontrast renkleri algılayabiliyorlarmış. Siyah ve beyaz zemin-fon ikilemesinden oluşan satın aldığımız kartları görebileceği yakınlıkta tuttuk.

Bol bol kokladık ve kucakladık. Şarkılar söyledik…

En güzelini yaptık dokunduk ve okşadık 🙂

Not: Fotoğrafta yeni yeni gülmeye başlamıştı, yaklaşık 2.5 aylıktı ve güldüğü oyuncak da orada asılı olan  koyu kahve bir maymundu 🙂

Babalar gezegeninde bu durumunun tepkimesi nasıl mı oldu? ” Çok abarttın Sado”

Ama bir sorun isyan etse de destekledi mi seni? hihihihi evet 🙂

Sünnet işini ne yaptınız?

Öncelikle dini inancımız gereği, sonrasında sağlık açısından sünnet olayını bebeklikte halletmeyi hamilelik sürecinde Uras’ın cinsiyetini öğrenmemizle planlamıştık.  Ama en doğru zaman ne zamandı bilemiyorduk. Hatırlamayacağı, stres yaşamayacağı bir dönemde olsun istiyorduk.

Daha öncesinde doğum yapmış iki farklı arkadaşım oğullarının sünnetlerini ilk haftada yaptırmıştı. Doğum yapmayı planladığımız hastanede çocuk cerrahisi olduğunu öğrendik. Hatta arkadaşlarımızdan biri de doğumunu orada yapmıştı ve sünnetini orada yaptırmıştı ve memnun kalmıştı. Biz de eğer sarılık vs herhangi bir sağlıkla ilgili engelleyici durum olmazsa sünnetini hastaneden taburcu olmadan yaptırmaya karar verdik.

Çok şükür doğum sonrasında herhangi bir sorun yaşamadık. Uras doğumunun ertesi günü sünnetini olmuştu.

Doktor ile konuşmamızda yeni doğan sünnetlerinin daha kolay olduğunu, bebeklerin çok hareketli olmamasından dolayı işlemin daha kısa sürdüğünden bahsetmişti. Aynı zamanda lokal anestezinin de yeterli olduğunu daha hareketli çocuklarda lokal anestezinin yeterli olmadığından bahsetmişti. Kendimizce doğru bir karar aldığımızı düşündük.

Eğer sorarsanız bebek ağrı acı çekti mi ? Bu dönemde bebeklerin en hissiz oldukları yerlerden biri genital bölgeleriymiş. Bu bağlamda acı çektiğini düşünmüyorum.

Bakımını nasıl yaptık? Öyle bardak falan koymadık. Normal bir şekilde devam etti, sadece doktorun önerdiği şekilde operasyonlu bölgeye antibiyotikli krem sürdük.

İyileşmesi ne kadar mı sürdü? Maksimum 10 gün sürmüştür. Hatta göbeği düşmeden pipisi iyileşti 🙂

Not: Cümlelerin çoğunu  birinci çoğul şahıs adıyla yazsam da aslında düşünen ve   Alper’in zihnine sokan bendim 😀

Babalar gezegeninde ne oldu derseniz :  “Başta of yine ayrıntılar ayrıntılar  ( daha çocuk doğmamış) ; sonrasında oh iyi oldu :)”

 

 

 

Jetlag mı o- gece gündüz ayrımı

Oh tabi anne karnındayken ne güzeldi, sıcacık hep aynı uğultulu ses , annenin kalp atışları vs vs…

Bebekler yaklaşık 2. aylarına kadar gece- gündüz ayrımını yapamazlarmış.  Anne karnında gündüzleri anne hareketli sallanıyor , uyuyor geceleri de anne dinlenirken onlar harekete geçiyor.  Biyolojik ritmleri de ona göre oluyor.

Doğuyor zaten bambaşka bir dünya. Saat kavramı değişik vs… Geldiği yerle burası arası zaman farkı 12 saat 🙂

Uras da sağolsun her bebek gibi gündüzleri uyuyup, geceleri ebeveynleri ayağa dikenlerden oldu 🙂 Saadet durur mu ? Hemen araştırmalara koyuldu .. Neler mi öğrendi? Neler mi yaptı?

İlk öğrendiğim şey şu oldu : Yeni doğan bebekler 24 saatin çoğunu uyuyarak geçirirmiş ve uyanıklıkları 40 dakika  kadar sürermiş. Bu kadar uyanıklık onları oldukça yorarmış. ( Uyanık tutma sürenizi buna göre ayarlayabilirsiniz)

  • Kaynaklar rutin oluşturma olayına girmeyi öneriyor, hep aynı saatte aynı şeyleri yapma gibi ama biz Uras’ın biyolojisine göre davrandık ilk  ay.
  • Banyo ve ardından gelen masaj bebekleri cok rahatlatıyor , aksamları uyumadan önce rutininize banyo ekleyebilirsiniz.
  • Gündüz uykularında ortamı maksimum düzeyde aydınlık ve gürültülü tuttuk. Gece ise karanlık ve sessiz.
  • Beyaz gürültüden faydalandık. ( Uras hala motorlu diş fırçasıyla uyuyor)
  • Gece uyandığında mümkün mertebe konuşmadık, eğleneceği bir ortam yaratmamaya özen gösterdik.
  • Gündüz beslenmelerini fazla tutup mümkün  mertebe gündüz beslenilir gece uyunur mesajı vermeye çalıştık. ( Tabi bunu daha ilerleyen zamanlarda anlıyor ama olsun yine de yapın)
  • Her emmeden sonra mutlaka gaz çıkarma işlemini gerçekleştirdik ki gaz problemi yüzünden uykusundan olmasın.

Bebekler sistematik yaşamayı severlermiş. Yapılan bir eylemin ardından hangi eylemin geleceğini bilmek onlarda güven uyandırırmış.  Anlamaz demeyin rutin oluşturun ve gerçekleştirin.

Heheheh babalar gezegeni tabi : Yahu er ya da geç öğrenecek hep böyle kalmayacak ya !

 

Yeni doğan ziyaretçisi- dikkat lohusa var

Çok küçük, savunmasız ve hassas. Evet evet yeni doğan bebekler oldukça hassaslar.

Onu görür görmez akıllara bir sürü soru takılıyor… O miniği sevmek için sabırsızlanıyorsunuz.. AMAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAA

Ne olur tenlerine üzerinizdeki kozmetiklerinizle ( parfüm, makyaj malzemeleri,kremler vs) dokunmayın…  Omuz bezleri hazırdır; ne olur bebeği kucağınıza alırken hemen omuz bezlerini omzunuza koyun …

Ne olur ellerinizi yıkamadan o miniği kucaklamayın. Anneler sizi kırmamak için seslerini çıkaramazlar belki ama içleri gider… O lohusa kadını da düşünün 🙂

Başka bir şeyler daha söyleyeceğim ; o anne zaten bebekle ilgili çok kaygılı ; olumsuz bebek hikayelerinizi bir zahmet içinizde saklayın.  Çocuğa nazar değmesinden korkuyorsanız maşallah deyip okuyun ve susun…

Bebeğin emip emmediği anne ve bebeğin problemidir siz dert edinip sormayın. Önerileriniz varsa söyleyin ve geçin.

Ziyaretlerinizi kısa tutun zaten birbirine alışmak zor ; bir de gece gündüz ayrımını henüz bilmeyen minik ve onun ihtiyaçlarına koşmaktan helak olmuş bir kadın var orada..

Mümkünse hizmet ve pasta beklemeyin ; hizmet ve pasta sunun 🙂

İstediğiniz kadar tecrübeli olun o yeni anneye sakın ne yapması gerektiğini ( kendi sormuyorsa) söylemeyin. Zaten kendini yetersiz hissediyor sizin bu tutumunuzla daha da yetersizlik hissi oluşturmayın..

Neler mi yapın?

Anneliğin onu daha ne kadar da güzelleştirdiğinden bahsedin

En fazla 2 yıl zorlanacağını anlatın

Bebek bakımı,doğum harici şeylerden bahsedin

Yalnız olmadığından , yaşadığı sıkıntıları tüm kadınların yaşadığını anlatın

Bebeğin anneye benzer kısımlarından bahsedin

Harika bir anne olduğundan ( harika anne yoktur bunu biliyoruz ama duymaya ihtiyacı vardır) bahsedin

Renklerden, çiçeklerden böceklerden bahsedin…

Sorun ne istiyorsa yapın, ona çay demleyin , siz bebeğe bakın o kişisel işlerinden ne yapacaksa 5 dakikaya sığdırmadan yapsın

Destek olun…

 

Babalar gezegeni: Sanki tek doğumu kendi yaptı ; abartıyor bu kadar duygusallığa ne gerek var

— Hormonel sevgili baba hormonel–