Sünnet işini ne yaptınız?

Öncelikle dini inancımız gereği, sonrasında sağlık açısından sünnet olayını bebeklikte halletmeyi hamilelik sürecinde Uras’ın cinsiyetini öğrenmemizle planlamıştık.  Ama en doğru zaman ne zamandı bilemiyorduk. Hatırlamayacağı, stres yaşamayacağı bir dönemde olsun istiyorduk.

Daha öncesinde doğum yapmış iki farklı arkadaşım oğullarının sünnetlerini ilk haftada yaptırmıştı. Doğum yapmayı planladığımız hastanede çocuk cerrahisi olduğunu öğrendik. Hatta arkadaşlarımızdan biri de doğumunu orada yapmıştı ve sünnetini orada yaptırmıştı ve memnun kalmıştı. Biz de eğer sarılık vs herhangi bir sağlıkla ilgili engelleyici durum olmazsa sünnetini hastaneden taburcu olmadan yaptırmaya karar verdik.

Çok şükür doğum sonrasında herhangi bir sorun yaşamadık. Uras doğumunun ertesi günü sünnetini olmuştu.

Doktor ile konuşmamızda yeni doğan sünnetlerinin daha kolay olduğunu, bebeklerin çok hareketli olmamasından dolayı işlemin daha kısa sürdüğünden bahsetmişti. Aynı zamanda lokal anestezinin de yeterli olduğunu daha hareketli çocuklarda lokal anestezinin yeterli olmadığından bahsetmişti. Kendimizce doğru bir karar aldığımızı düşündük.

Eğer sorarsanız bebek ağrı acı çekti mi ? Bu dönemde bebeklerin en hissiz oldukları yerlerden biri genital bölgeleriymiş. Bu bağlamda acı çektiğini düşünmüyorum.

Bakımını nasıl yaptık? Öyle bardak falan koymadık. Normal bir şekilde devam etti, sadece doktorun önerdiği şekilde operasyonlu bölgeye antibiyotikli krem sürdük.

İyileşmesi ne kadar mı sürdü? Maksimum 10 gün sürmüştür. Hatta göbeği düşmeden pipisi iyileşti 🙂

Not: Cümlelerin çoğunu  birinci çoğul şahıs adıyla yazsam da aslında düşünen ve   Alper’in zihnine sokan bendim 😀

Babalar gezegeninde ne oldu derseniz :  “Başta of yine ayrıntılar ayrıntılar  ( daha çocuk doğmamış) ; sonrasında oh iyi oldu :)”

 

 

 

Jetlag mı o- gece gündüz ayrımı

Oh tabi anne karnındayken ne güzeldi, sıcacık hep aynı uğultulu ses , annenin kalp atışları vs vs…

Bebekler yaklaşık 2. aylarına kadar gece- gündüz ayrımını yapamazlarmış.  Anne karnında gündüzleri anne hareketli sallanıyor , uyuyor geceleri de anne dinlenirken onlar harekete geçiyor.  Biyolojik ritmleri de ona göre oluyor.

Doğuyor zaten bambaşka bir dünya. Saat kavramı değişik vs… Geldiği yerle burası arası zaman farkı 12 saat 🙂

Uras da sağolsun her bebek gibi gündüzleri uyuyup, geceleri ebeveynleri ayağa dikenlerden oldu 🙂 Saadet durur mu ? Hemen araştırmalara koyuldu .. Neler mi öğrendi? Neler mi yaptı?

İlk öğrendiğim şey şu oldu : Yeni doğan bebekler 24 saatin çoğunu uyuyarak geçirirmiş ve uyanıklıkları 40 dakika  kadar sürermiş. Bu kadar uyanıklık onları oldukça yorarmış. ( Uyanık tutma sürenizi buna göre ayarlayabilirsiniz)

  • Kaynaklar rutin oluşturma olayına girmeyi öneriyor, hep aynı saatte aynı şeyleri yapma gibi ama biz Uras’ın biyolojisine göre davrandık ilk  ay.
  • Banyo ve ardından gelen masaj bebekleri cok rahatlatıyor , aksamları uyumadan önce rutininize banyo ekleyebilirsiniz.
  • Gündüz uykularında ortamı maksimum düzeyde aydınlık ve gürültülü tuttuk. Gece ise karanlık ve sessiz.
  • Beyaz gürültüden faydalandık. ( Uras hala motorlu diş fırçasıyla uyuyor)
  • Gece uyandığında mümkün mertebe konuşmadık, eğleneceği bir ortam yaratmamaya özen gösterdik.
  • Gündüz beslenmelerini fazla tutup mümkün  mertebe gündüz beslenilir gece uyunur mesajı vermeye çalıştık. ( Tabi bunu daha ilerleyen zamanlarda anlıyor ama olsun yine de yapın)
  • Her emmeden sonra mutlaka gaz çıkarma işlemini gerçekleştirdik ki gaz problemi yüzünden uykusundan olmasın.

Bebekler sistematik yaşamayı severlermiş. Yapılan bir eylemin ardından hangi eylemin geleceğini bilmek onlarda güven uyandırırmış.  Anlamaz demeyin rutin oluşturun ve gerçekleştirin.

Heheheh babalar gezegeni tabi : Yahu er ya da geç öğrenecek hep böyle kalmayacak ya !

 

Yeni doğan ziyaretçisi- dikkat lohusa var

Çok küçük, savunmasız ve hassas. Evet evet yeni doğan bebekler oldukça hassaslar.

Onu görür görmez akıllara bir sürü soru takılıyor… O miniği sevmek için sabırsızlanıyorsunuz.. AMAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAA

Ne olur tenlerine üzerinizdeki kozmetiklerinizle ( parfüm, makyaj malzemeleri,kremler vs) dokunmayın…  Omuz bezleri hazırdır; ne olur bebeği kucağınıza alırken hemen omuz bezlerini omzunuza koyun …

Ne olur ellerinizi yıkamadan o miniği kucaklamayın. Anneler sizi kırmamak için seslerini çıkaramazlar belki ama içleri gider… O lohusa kadını da düşünün 🙂

Başka bir şeyler daha söyleyeceğim ; o anne zaten bebekle ilgili çok kaygılı ; olumsuz bebek hikayelerinizi bir zahmet içinizde saklayın.  Çocuğa nazar değmesinden korkuyorsanız maşallah deyip okuyun ve susun…

Bebeğin emip emmediği anne ve bebeğin problemidir siz dert edinip sormayın. Önerileriniz varsa söyleyin ve geçin.

Ziyaretlerinizi kısa tutun zaten birbirine alışmak zor ; bir de gece gündüz ayrımını henüz bilmeyen minik ve onun ihtiyaçlarına koşmaktan helak olmuş bir kadın var orada..

Mümkünse hizmet ve pasta beklemeyin ; hizmet ve pasta sunun 🙂

İstediğiniz kadar tecrübeli olun o yeni anneye sakın ne yapması gerektiğini ( kendi sormuyorsa) söylemeyin. Zaten kendini yetersiz hissediyor sizin bu tutumunuzla daha da yetersizlik hissi oluşturmayın..

Neler mi yapın?

Anneliğin onu daha ne kadar da güzelleştirdiğinden bahsedin

En fazla 2 yıl zorlanacağını anlatın

Bebek bakımı,doğum harici şeylerden bahsedin

Yalnız olmadığından , yaşadığı sıkıntıları tüm kadınların yaşadığını anlatın

Bebeğin anneye benzer kısımlarından bahsedin

Harika bir anne olduğundan ( harika anne yoktur bunu biliyoruz ama duymaya ihtiyacı vardır) bahsedin

Renklerden, çiçeklerden böceklerden bahsedin…

Sorun ne istiyorsa yapın, ona çay demleyin , siz bebeğe bakın o kişisel işlerinden ne yapacaksa 5 dakikaya sığdırmadan yapsın

Destek olun…

 

Babalar gezegeni: Sanki tek doğumu kendi yaptı ; abartıyor bu kadar duygusallığa ne gerek var

— Hormonel sevgili baba hormonel–

Evimizdeki ilk günümüz – acaba bebeğim için yeterli miyim

Öncelikle şunu belirtmeliyim ki hastaneden ayrılırken epey üzülmüştüm… İçinizde yaşıyorken daha farklı doğduğunda daha farklı oluyor.  Dilinden anlamıyorsunuz , ihtiyacının ne olduğunu tam olarak kestiremiyorsunuz. Hastanede bebek hemşireleri gerek anne eğitimi, gerek bebeğin bakımıyla ile ilgili oldukça destek olmuşlardı. (İtiraf etmeliyim ki o hastanede doğum yapmayı özel kılan da tamamen hemşirelerin şekerliğiydi) Onlara çok güveniyordum. Ve evde bebeğime iyi bir anne olabilecek miydim?

Arkadaşım Burcu’ya burdan selam olsun 🙂 Dedi ki bana Saadet hiç düşünme doğumla beraber sana sanki bir çip takıyorlar ve annelik donanımı üzerine yükleniyor. Bir anda sen anlamadan… ve Burcu yine haklı çıkıyor 🙂

Hastanede vedalaştıktan sonra yavaş bir araba yolculuğunun üzerine evimize geldik… Çok heyecanlı bir süreçti; hep hayalini kurduğumuz üç kişi dönme gerçekliğine kavuşmuştu.  Kalabalık ve şenlikliydik. Çoktuk ve güzeldik 🙂

Uras’a evine hoşgeldin dedikten sonra hemen yatağına yatırdık… Ben de ameliyatlıydım; yanımda 2 anne bir abla pervanelerim vardı.  Hemen pijamalarımı giyip yatağıma yattım. İkimiz beraber dinlendik…

Uykusuz geceler başlamıştı bulduğum her fırsatı çok güzel değerlendirmeliydim. Ben de öyle yaptım 🙂

Babalar gezegeni mi? Haaa o kendine gece yatacak yer arayışına geçti 🙂

 

Doğru sandığım yanlışlar-herkesten özür dilerim -Uras’la tanışma

Şu an yanımda eline arabasını almış koltuğun bir ucundan diğer ucuna koşuyor…

9 ay boyunca koruma içgüdüsüyle yaşıyorsunuz. İçinizde hareketleri heyecanlandırıyor hatta çoğu defa sevdiğinizi söylüyorsunuz. Ama o büyüklerin dediği yüzünü görünce her şeyi unutuyorsun — işte bunun ne demek olduğunu o zaman anladım.

Sevdiğimi söylediğim tüm insanlar bir yana o bir yana oluyor bir anda. Düşünsenize biz de bu sevginin içinde dünyaya geldik. Size nasıl anlatayım bilemiyorum- nasıl sevildiğinizi bilin diye yazıyorum… Bu öyle bir şey ki fiziksel tüm her şeyi unutuyor ona odaklanıyorsunuz; binlerce ses içinden bir gık sesini ayırt ediyorsunuz.  Kalbiniz büyüyor, sevdikçe sevesiniz geliyor. Allah’a biraz daha yaklaşıyorsunuz..Daha nasıl anlatayım.. Aslında duygularımı çok kolay ifade ederim ama bu öyle yoğun bir duygu ki… Büyüyorsunuz , çoğalıyorsunuz.

Nasıl mı tanıştık? Ameliyathaneden odama çıkardılar. Bir geldim odamı çok güzel süslemişler ama Uras yok. Dediler ki bebek bakım odasında hemşire sen gelince getirecek bekle. Kalbim pır pır atıyor. İşte geliyor diye bir ses … Kalbim yerinden fırlıyor.. Hemşire kenarları şeffaf hastane bebek yatağını odaya getiriyor… İçinde pamuk bir oğlan; ağlıyor.  Hemen alıp göğsüme veriyor… Boynumun kokusunu alıyor …  Ah dedim sen miydin ? İçimde kıpır kıpır olan sen miydin? Ağlıyorum. Şükrediyorum. Şükrediyorum. Şükrediyorum…

O güne kadar sevdiğimi söylediğim herkesten özür dilerim. Sevmek sandığım şey aslında başka bir şeymiş; sevgi dediğim şey somutluğuna onu kucağıma almamla kavuşmuş.

Bu süreçte babalar gezegeninde ne mi oldu? Çok mutluydu. Her şey yolunda gitmişti, çok mutluydu…

 

Uras’ın doğumu

Uras bir ailenin ilk torunu, bir ailenin son torunu olacaktı.. Aile bireylerimiz İstanbul’da toplanmıştık.

Haftasını tamamlayıp zamanında normal yollarla gelmediği için doktorun verdiği tarihte hastanede olacaktık. O gece beni acayip bir heyecan sardı. Ertesi gün bebeğime kavuşacaktım. Kime benziyordu? Nasıldı? Hepsi belli olacaktı. Uyuyamadım o gece gözümü kırpmadım.

Sabah oldu hep beraber toplandık, çantalarımızı aldık ve yola koyulduk. Hastaneye girdik. Girişimiz yapıldı odamıza çıktık ve hasta bakıcı yanıma geldi beni doğum için hazırladı. Heyecandan yerimde duramıyor bir taraftan korkuyordum. Ailem yanımdaydı… İyiki varlardı.

Sedyeye yatırdılar , ameliyathaneye doğru yola koyulduk. Doğum yaptığım hastanede tüm ekip harikaydı , ameliyathaneye doğru giderken beni götüren ekip tek tek herkesi tanıttı; bu anestezi uzmanımız, bu bebek hemşiremiz, bu çocuk doktorumuz vs vs… Heyecanımı kısmen aldılar benden. Daha önceden anestezi uzmanıyla planlama yapılmıştı. Epidural anestezi yapılacaktı.

Ameliyathaneye girdik doktorum, anestezi doktoru,hemşire herkes bekliyordu ; günaydınlaştıktan sonra epidural kateterim takıldı. (acı veren bir şey değil korkan varsa korkmasın) Anestezi verildi; uyuşmalarım kontrol edildi o kadar heyecanlıydım ki uyuşmayı bir türlü sağlayamıyorduk. Dışarıda eşim içeri girmek için bizi bekliyordu ama uyuşma sağlanmadan içeri almıyorlardı. Doktor ikinciye tekrar denedi olmadı. Doktorum hastayı genel anesteziye alalım dedi ; ağlamaya başladım. Hep hayalini kurduğum anı ; bebeğimi ilk kez görmeyi yaşayamayacaktım. Eşime haber verin fotoğraf çekin dedim. Ameliyathane ekibinden biri söz veriyorum fotoğrafı ben çekeceğim dedi ; bebek hemşiresi de rahat ol ben de söz veriyorum sen uyuyor olacaksın bebeğini göğsüne koyacağım emmesini sağlayacağım dedi. Çok rahatlattılar beni. Hayatımın en özel günlerinden birinde ne kadar önemli bir yere sahipler ; hep iyi kalsınlar ve hep iyilerle karşılaşsınlar.

O arada doktorum bebeğin göbek adı ne olacak dedi ; hiç düşünmemiştim. Nuri dedim… Burdan Doktor Nuri’ye de selam olsun 🙂

Damar yolundan bir ilaç verildi. Ağzımın içinde acı bir tat hissediyorum dedim. Sonrasını hatırlamıyorum…

Gözümü açtığımda anestezi uzmanı alnımdan öpüyordu Saadet uyan, çok güzel bir bebeğin oldu. Her şey çok iyi gitti, sağlıklı dedi. Ağladım.. Kime benziyor dedim ve göz rengini sordum 🙂 Nerde diye sordum. Bebek bakım odasına almışlar babası yanında korkma dedi. Odana çıktığında göreceksin dedi.

Odama çıkarılmak için sabırsızlanıyordum. Onu görmeye can atıyordum.  Allahım sana binlerce kez şükürler olsun…

Karşılaşmamızı da ayrıca yazacağım.

Babalar Gezegeninde Ne mi Oldu? Çok heyecanlı bir süreçti. İstenilen doğal doğum gerçekleşmemişti. İçeride bebeği doğmak üzereydi ya da doğmuştu. Ve asıl gezegen şimdi devreye giriyordu.

Doğum nasıl olmalıydı nasıl oldu?

Tabiki de en güzeli doğal doğum 🙂 Ama anne için oldukça zor bir süreç karar işi. Gebeliğin başlangıcından itibaren hep normal doğum istedim. Doktorum da bu konuda beni desteklemişti. Tabi doğumun şeklini gebeliğin son dönemleri bebeğin duruşu, çatı vs belirleyecekti.

Bu süreçte desteğe çok ihtiyaç oluyor. Normal ya da doğal doğum hikayeleri okuyorsunuz. Ama tüm bu süreçlerde benim es geçtiğim ve hep vurguladığım- vurgulayacağım şey şu: her gebelik, her doğum kendine özeldir. Ağrı eşiği düşük olan bir birey için doğal doğum çok sancılı olabilirken ; yüksek bir birey için de bir o kadar kolay olabilir.

Bizde süreç nasıl ilerledi? Çok güzeldi. Bebeğim içerde çok mutluydu ; kıpırdanışları vs… Gelmek gibi bir niyeti yoktu.

Son haftalarda psikopatça kendimi dinler olmustum: acaba sancım var mı? Yanımda birileri olsun istiyordum. Bir taraftan daha çok yazılar okuyor doğumdan korkmaya başlıyordum.  Ama yok bizim oğlan içeride rahattı.

Doktorum en son tarih verdi ve bu tarihe kadar da doğum gerçekleşmezse küçük beyi sezeryanla alacağız dedi.

ve bizi heyecan sardı 🙂

Babalar gezegeninde ne oldu? : Baba hep doğal doğum istedi. Onun için süreç basit bir doğal olaydı. Her aksam beni yürüyüşe çıkardı 😀

Gebelik şeker yüklemesi

 

Kaçıncı haftamda olduğunu hatırlamıyorum.(24-28 arasıydı) Doktorum şeker yüklemesi yapacağız dedi kilomla orantılı olarak ve şeker riskimin düşük olmasından dolayı yarım doz yükleme yapacağız dedi. Tabi öncesinde kafamda deli sorular çünkü herkesin bir fikri ve yaşanmışlığı oluyor. İnternetten araştırmalar yapıyorum kimisi yaptırmış kimisi yaptırmamış… Türlü türlü fikirler… Ben doktoruma oldukça güveniyordum ve karşı çıkmadım. Bizim için özel olan onlar için oldukça genel neticede. Ve her gebelik kendine özeldi.

Sonuç mu ? Şeker yüklemesi yapıldı hiçbir sıkıntı çıkmadı. Bebekte de herhangi bir sıkıntı yaşamadık.

Tadı mı nasıldı? Görseldeki limonatayı içmedim tabiki de ama insanların anlattığı gibi baygın iğrenç bir şey de içmedim. Gayet güzeldi 🙂

Babalar gezegeninde ne mi oldu? : Gayet sıradan bir gündü , her şey olacağına varacaktı bu kadar didiklemenin hiçbir anlamı yoktu… Haklı mıydı? yorum sizin 🙂

İkinci üç ay (ilk hareketler)

Gebeliğin en keyifli dönemi diyorlar 🙂

Bulantılar bitiyor, son dönemlerdeki ağırlık üzerinde olmuyor en rahat en güzel dönemi… Hele bir de bıdığın hareketlerini hisettin mi? Oh değme keyfine…

Bu dönemde en merak ettiğim şeylerden biri de ilk hareketlerini ne zaman hissedeceğimdi… Nasıl bir histi? Acaba hissetmiştim de farkında mı değildim? Bir de dediler ki ilk hareketini hissettiğinde kime bakarsan bebek ona benzermiş 🙂

O dönemde sağolsun yanımda kayınvalidem vardı ; bulantılı süreçlerimde bana ciddi anlamda destek olmuştu. ( Kayınvalideyle başlangıç yaptım bilin bakalım neden? Acaba bebek kime benzedi? nı nı nı nııımmmmmm)

Sanırım 17. haftamdaydım , işten biraz yorgun dönmüştüm. Salondaki koltuğa sırt üstü uzanmıştım. Bir koltukta kayınpederim oturuyordu, diğer koltukta kayınvalidem… İçimde minik bir baloncuk patlıyordu sanki ya da ufacık bir tüy beni gıdıklıyordu. Aman Allahımmmmm ilk hareket…  Renkli gözlüyüm bebeğim de renkli gözlü olur muydu? ( Tabiki bunlar işin şımarıklık yönü önce sağlıklı olması ; tek duam da bu olmuştu zaten) Hemen gözlerimi kapattım ” anne çabuk beni aynaya götür; ilk hareket” dedim .. Canım Hayriye annem kolumdan tuttu,beni gözlerimi kapamış bir halde aynaya götürdü… İlk kendimi gördüm — 000yeeeee

Ve sonuç.

Heheheh Uras şu an 20 aylık , özellikle ilk aylarında bana çok benzetiyorlardı ; sanırım yavaş yavaş babasına dönüyor 🙂 Hatta Uras ortaya karışık bir çocuk gören herkes kendinden bir şey bulabiliyor :)Hiç önemli değil önemli olan zihin,beden ve ruhsal yönden sağlıklı olması… Çok şükür

NOT: Sevgili Hayriye annem ve Salih babam burdan size bir kez daha sesleniyorum o gün sadece gözleri bana benzesin diye gözlerimi kapayıp aynaya koşmuştum.. Sizleri çok beğeniyor ve seviyorum – kalp-

Saadet kimdir?

 

Saadet sıradan bir insandır. Kova burcu , öğretmen bir şahsiyettir. 07/2010 yılından beri Alper’in eşi 05/2015’ten beri de Uras’ın annesidir. Öyle süper anne falan değildir; 7/24 annelik yapamıyordur çünkü belli bir mesaisi vardır. Uras ağlayıp bacaklarına yapıştığında , Alper de kenarda onları izliyorsa sinirlenebiliyordur mesela 🙂 Anne olmayı tüm zorluklarına rağmen seviyordur; öğretmen olmayı da..

Yaptığı her şeyi elinden gelenin en iyisi şeklinde yapmayı seviyordur…

Alper Uras ile oyun oynarken onları izlemeyi çok seviyordur; hatta o an eşine aşkla daha çok bağlanıyordur…

————–

Uras’ın uykusu geldi ve babasının omzunda odasına gittiler… İçeriden ” annesi çabuuuukkkkk” diye bir ses….

Çok tanıdık değil mi? Saadet kim midir? Aslında Saadet sensin… ve Saadet içeri koşar 🙂