Öğretmen Olmak

Öğretmen olmak

Öyle sanıldığı gibi yan gelip yatma yeri değil.. Duygu işi , bu iş… Geçenlerde internette bir yazı görmüştüm : ” her meslek grubundan bireyler işe giderken , işe gidiyorum diye ayrılırlar ama hiçbir öğretmen işe gidiyorum diye ayrılmaz ; okula gidiyorum der” diye.. Sanırım duygu işinin özetini yapıyor olsa gerek bu cümle..

Bu aralar fazla duygusalım mesleğimle ilgili.. Duygularımı kolay ifade ederim de bu son hafta çok tutuk kaldım.. Aslında onlara söylemek istediğim bir hayli cümlelerim vardı.. Hepsi içimde kaldı. Bari yazayım dedim..

Öncelikle şunu belirtmeliyim ki 2009 yılından beri aktif olarak öğretmenlik yapıyorum ve çalıştığım her kurumda harika arkadaşlar edindim. İşini gönlüyle , güzel kalpleriyle yapan ve her birinden insanlık adına, sevgi adına, dayanışma adına , dürüstlük, idealistlik adına çok şey öğrendiğim nice arkadaşlarım oldu.. Tek tek isim yazmak isterdim ama listem oldukça kalabalık olur 🙂 Güzel kalpler size sevgiler buradan 🙂 (mavi kalp)

Sadece arkadaşlardan mı öğreniyoruz? Tabi ki de hayır!

Ve öğrencilerim..

Bugüne kadar veda ettiğim ve veda edeceğim nice canlar..

Bilmenizi isterim ki onlardan da çok şey öğrendim, öğreniyorum ve öğreneceğim..

Ama sizlerin de kendi örneklemim üzerinden üstümüzde bıraktığınız izlerden bahsetmek isterim..

Bir çocuğun siliktim ben sizle tanışana kadar; bir tenefüsünüzü bıkmadan sorularıma ayırdınız ve varlığımı hissettim ve o gün soru sormaktan, konuşmaktan utanmamam gerektiğini öğrendim sizden sonra demesiyle gücümüzü hissettim. Hayata bir kişi kazandırmış olduğunuzu bilmek nasıl bir duygudur? Tahmin edebilir misiniz? Ben söyleyeyim : Spiderman’dan daha güçlüyüm…

Bazen sevildiğinizi duymak istersiniz ama duymasanız da size hediye edilen kırmızı tükenmez kalemin içinde daha fazla kelime vardır bilin isterim..

Her sabah uykunuzu açmaya çalışırken sizi görünce gülümsen ve günaydın dileklerini ileten o can  size hangi enerjiyi hissettirir söyleyeyim mi? Güneşten daha çok aydınlatırsınız günü…

Peki heyecanla sizi okula davet edip ; anneler günü ertesi her birini temsil eden kendi el emekleri boyamalarını size sunmalarına ne demeli? Onu da söyleyeyim: Sizden büyük bir anne yoktur bu dünyada…

Hocam ; size bir şey söyleyeyim mi ? Bu okulda en çok sizi, A hocasını ve B hocasını seviyorum; ayrımcılık yapmıyor hiç denmesi nasıl hissettiriyor biliyor musunuz? Adaletin ta kendisini…

Peki o kocaman bedenin içinde minik bir kelebeğin var olduğunu bilmek? Dünyanın en gizli bilgisine sahip olmayı hissettiriyor..

Tek çocuk olduğunu bildiğiniz öğrenciniz biliyor musunuz benim bir kardeşim var adı Uras demesi… Ailenizi daha da kalabalıklaştırır…

Bir gün dışarıda arkadaşlarınızla otururken hoş bir gencin yanınıza gelmesi ve siz Saadet Hoca’mısınız? demesi.. Benzettim ama sesinizi duyunca daha emin oldum demesi.. Ya ilk mezun verdiğiniz bir öğrencinizin sizle meslektaş olması? Bu da daha çok öğretmen yapıyor sizi..

Evet sevgili okur.. Aslında yazacak çok şeyim var.. Çok duygum var da yine tutulup kaldım…

Bu sene çok sevgili sınıfıma veda ediyorum. Mezun veriyoruz..  Her birinde biz öğretmenlerden kalma iz var… Eğer bir gün onlarla karşılaşırsanız bilin ki dünyanın en tatlı insanlarıyla karşılaşacaksınız..  İçlerindeki sevgide küçücük de olsa bizden iz var 🙂 Bilin istedim..

Özet olarak, öğretmen olmak o kadar da dilsel bir iş değil…

Öğretmenlik gönül işi…

Bu işi gönülden yapan tüm arkadaşlarıma..

Hepinize benden selam olsun..

Ve siz sevgili canlarım, size açılan her kapı birbirinden güzel olsun..

Sevgimle hepinize